Meme Kanserinde Erken Teşhis ve Kişiselleştirilmiş Tedavinin Önemi
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nilüfer Avcı, kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanserinde erken tanının hayat kurtarıcı olduğunu vurguladı. Tedavilerin hastanın biyolojik özelliklerine göre kişiselleştirilmesinin başarı oranlarını artırdığını belirten Avcı, düzenli taramaların önemine dikkat çekti.

Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nilüfer Avcı, kadın sağlığını tehdit eden en yaygın kanser türü olan meme kanserinde, erken teşhisin ve kişiye özel tedavi yöntemlerinin kritik bir öneme sahip olduğunu ifade etti. Hastalığın, meme dokusundaki hücrelerin kontrol mekanizmalarını kaybederek kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla meydana geldiğini belirten Prof. Dr. Nilüfer Avcı, gelişim sürecinde birçok faktörün etkili olduğunu ve en temel risk faktörünün yaşın ilerlemesi olduğunu söyledi. Ancak günümüzde hastalığın çok genç yaşlardaki kadınlarda da görülebildiğini hatırlatan Avcı, şu risk faktörlerine dikkat çekti: "15 yaşından erken adet görmek ve geç menopoza girmek. Hiç evlenmemek veya ileri yaşta gebelik yaşamak. Ailede meme, yumurtalık veya erkek meme kanseri öyküsünün bulunması. Alkol ve sigara tüketimi, fazla kilolu olmak ve fiziksel aktivite azlığı. BRCA gen mutasyonu taşıyıcısı olmak."
"Ağrısız kitleler tehlike saçabilir"
Meme kanserinin başlangıç evrelerinde genellikle herhangi bir belirti göstermediğini vurgulayan Prof. Dr. Nilüfer Avcı, bu durumun düzenli taramaları ve yaşa uygun görüntüleme yöntemlerini hayati kıldığını belirtti. Hangi belirtilerin takip edilmesi gerektiği konusunda uyarılarda bulunan Prof. Dr. Avcı, "Memede yeni ortaya çıkan sertlik veya kitle, şişlik, kalınlaşma, boyut veya şekil değişiklikleri, deride çökme, portakal kabuğu görünümü, meme başında içe çekilme ya da kanlı akıntı gibi durumlarda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır. Memede ağrı yoksa kanser değildir algısının tamamen yanlış olduğunu, başlangıçta ağrının genellikle görülmez" dedi.
İlgili haber: Meme Kanserinde Erken Tanı ve Farkındalık Sempozyumu Düzenlendi
Doğru bilinen yanlışlar
Toplumdaki bazı yanlış inanışların teşhis ve tedavi süreçlerini geciktirdiğini ifade eden Prof. Dr. Nilüfer Avcı, şu değerlendirmelerde bulundu: "Mamografinin memeyi sıkıştırarak kanser hücrelerini yaydığına veya kansere neden olduğuna dair hiçbir bilimsel kanıt yoktur. Düşük doz X-ışını kullanılsa da, erken evrede yakalamanın sağladığı fayda bu teorik riskten çok daha büyüktür. Biyopsi, ’Bıçak değer ise kanser yayılır’ düşüncesi kesinlikle yanlıştır. Teşhis ve doğru tedavi planı için memedeki kitleden mutlaka biyopsi yapılmalıdır. Patolojik inceleme, başarılı bir tedavinin ilk ve en önemli adımını oluşturur."
İlgili haber: Iğdır'da Şah Damarı Darlığına Stent Müdahalesi
"Her hasta özeldir, tedavi kişiselleştirilmelidir"
Tedavi süreçlerinin standart olmadığını belirten Prof. Dr. Nilüfer Avcı, günümüzde meme kanseri tedavisinin tamamen hastanın durumuna ve tümörün biyolojik özelliklerine göre planlandığını açıkladı. Kişiselleştirilmiş tıp uygulamaları sayesinde hastalıksız sağ kalım sürelerinin ve başarı oranlarının ciddi şekilde arttığını vurgulayan Prof. Dr. Nilüfer Avcı, tüm kadınlara şu çağrıda bulundu: "Sevgili kadınlar; kendi memenizdeki normal yapıyı ve değişiklikleri tanımanız çok değerlidir. Memenizde yeni bir kitle ya da farklılık fark ettiğinizde ’Nasıl olsa geçer’ diye beklemeyin. Meme kanseri erken yakalandığında tamamen tedavi edilebilir bir hastalıktır; bir uzmana muayene olmaktan asla korkmayın."











Yorum Yap