Niyazi Sayın'ın Mirası Sandıkçılar Tekkesi'nde Müze ile Yaşatılacak
Vefatının birinci yılında düzenlenen anma gecesiyle yad edilen neyzen Niyazi Sayın'ın eserleri ve kişisel eşyaları kayıt altına alındı. Sanatçının son yıllarını geçirdiği Sandıkçılar Tekkesi'nde, mirasını gelecek nesillere aktarmak amacıyla bir müze kurulması planlanıyor.

Geleneksel sanatların pek çok dalında iz bırakan 'neyzenlerin kutbu' Niyazi Sayın, vefatının birinci yıl dönümünde 8 Ekim akşamı İstanbul Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Tiyatro Salonu'nda düzenlenen özel bir geceyle anıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Meydan Meşkleri Topluluğu'nun sahne aldığı ve Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı'nın (TÜRGEV) destek verdiği etkinlikte, ustanın besteleri talebeleri ve dostlarının anılarıyla buluşurken, 59 adet ebru çalışması da sergilendi.
12 Şubat 1927'de Üsküdar'da doğan Niyazi Sayın, 1947 yılında Mustafa Düzgünman ile tanışarak musiki ve ebru sanatına adım attı. Hayatının merkezine neyi koyan sanatçı; fotoğraf, tespih ve el sanatları gibi pek çok geleneksel alana ilgi duydu. 2014 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne layık görülen Sayın için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ödül töreninde "neyzenlerin kutbu" ve "bir büyük ahlak, bir büyük erdem abidesi" ifadelerini kullanmış, vefatının ardından yayımladığı taziye mesajında ise onu "musiki sanatının müstesna ismi" olarak anmıştı.
İlgili haber: Karadeniz Ereğli'de Müzik Rüzgarı Esiyor
Anma gecesi, sanatçının yaşamından kesitler sunan kısa bir filmle başladı. Yüce Gümüş'ün sanat yönetmenliğindeki İstanbul Meydan Meşkleri Topluluğu, solist Ahmet Şahin ile birlikte Niyazi Sayın'ın beş bestesini seslendirdi. Ali Bektaş'ın yönettiği söyleşi bölümünde ise Prof. Dr. Erol Deran, Prof. Dr. Mutlu Torun, Sadreddin Özçimi, Salih Bilgin ve Dr. Serhat Onur, üstatla olan hatıralarını paylaştı. Salon girişindeki sergide yer alan ebrular, sanatçının neydeki sükunetini renklerle yansıttı.
Niyazi Sayın'ın son yıllarını geçirdiği Üsküdar'daki Sandıkçılar Tekkesi'nde, vefatının ardından kapsamlı bir arşiv çalışması yürütüldü. Talebesi Yüce Gümüş öncülüğünde ve uzmanların desteğiyle gerçekleştirilen çalışmalarda, ustanın tüm eserleri ve şahsi eşyaları tasnif edilerek kayıt altına alındı. Gecede konuşan TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Av. Hatice Akıncı Yılmaz, "İnşallah önümüzdeki dönemde, geride bıraktığı eserlerin muhafaza edileceği, sergileneceği ve gelecek nesillere aktarılacağı bir müzenin hayata geçirilmesiyle bu emaneti kalıcı bir zemine kavuşturmayı arzu ediyoruz" dedi.
Konuşmasına Yunus Emre'nin "Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil" mısrasıyla başlayan Akıncı Yılmaz, "Geride bırakılan güzel eserler, yetiştirilen insanlar ve gönüllerde kalan izler ise bir ömrün tesirini ölümün ötesine taşıyor. Niyazi Sayın Beyefendi de ardında böylesine güçlü bir iz bırakmıştır" ifadelerini kullandı. Sanatın insanı kendi hakikatiyle karşılaştıran bir terbiye olduğunu belirten Akıncı Yılmaz, gençlerin bir sanatla hemhal olmalarının şahsiyet kazandırdığını vurguladı ve TÜRGEV'in genç kızların kabiliyetlerini keşfetmelerine yönelik çalışmalarına değindi.
İlgili haber: GastroAntep'te Türk Mutfağının Geleceği Masaya Yatırıldı
Etkinlik kapsamında ayrıca, Yüce Gümüş ve Dr. Serhat Onur tarafından hazırlanan, Necmeddin Bilal Erdoğan'ın ön sözünün yer aldığı "Ruhtur Musikinin Gıdası - Kutbü’n-Nayi Niyazi Sayın Hatıra Kitabı" tanıtıldı. İnsan Yayınları'ndan çıkan kitapta, Hatice Akıncı Yılmaz'ın "Niyazi Sayın’ın Ardından" başlıklı yazısı da yer alarak TÜRGEV ile üstadın Sandıkçılar Tekkesi'nde kesişen yolları anlatıldı.











Yorum Yap