Türkiye ile Yunanistan Arasında Ege'de NOTAM Gerilimi
Milli Savunma Bakanlığı'nın kıta sahanlığındaki faaliyetler için koordinasyon şartı getirmesi ve ardından gelen karşılıklı NOTAM bildirimleri Ege'de tansiyonu yükseltti. Askeri uzmanlar, aynı bölgelerde planlanan tatbikatların sıcak bir çatışma riskini beraberinde getirebileceği konusunda uyardı.

Milli Savunma Bakanlığı, Türk kıta sahanlığı içerisinde gerçekleştirilecek bilimsel araştırmalar ile kablo ve boru döşeme çalışmalarının önceden Türkiye ile koordine edilmesinin zorunlu olduğunu duyurdu. Bakanlık, 18 Mart 2020 tarihinde Birleşmiş Milletler'e bildirilen alanlarda Türkiye'nin onayı olmaksızın hiçbir faaliyete izin verilmeyeceğini vurguladı. Yunanistan Hükümet Sözcüsü'nün ise izin alınmayacağını ve projenin sürdürüleceğini belirtmesi üzerine Ege Denizi'ndeki gerginlik arttı.
Yaşanan bu sürecin ardından Türkiye, 25 Eylül ile 27 Ekim 2026 tarihleri arasında Orta Ege'deki beş farklı bölge için tatbikat duyurusu yayımladı. Atina'nın 12-20 Ekim tarihlerini kapsayan karşı NOTAM bildirimi üzerine Ankara, söz konusu bildirimi geçersiz ilan etti.
İlgili haber: Uyuşturucu satıcılarına 75 ilde büyük operasyon! 714 şüpheli tutuklandı
Konunun hukuki boyutuna değinen Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, Ege'deki temel sorunun Türkiye'den değil, Yunanistan'ın hukuk dışı dayatmalarından kaynaklandığını ifade etti. Olçar, "Her iki ülkenin de altışar millik kara suları, arada kalan boşluklar ve adalar bulunuyor. 25. meridyen dedikleri hat aslında ortay hattır. Türkiye bu hatta ortay hat ve hakkaniyet prensibi üzerinden haklarını savunuyor, bunun adı da Mavi Vatan doktrinidir." şeklinde konuştu.
Adalar Denizi'nin özel statüsüne dikkat çeken Olçar, bölgede adaların kıta sahanlığının olamayacağını ve silahsızlandırma yükümlülüğünün bulunduğunu, ancak Yunanistan'ın her iki kuralı da ihlal ettiğini savundu. Olçar, "Biz ortay hattın açık deniz alanlarının her iki ülke tarafından kullanılabileceğini belirtirken Yunanistan adalarının kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgesi olduğunu iddia ederek tatbikatlarımızın kendi egemenlik alanını ihlal ettiğini öne sürüyor; biz de bunu kesin bir dille reddediyoruz." ifadelerini kullandı.
Saha risklerine dair uyarılarda bulunan Doç. Dr. Kemal Olçar, Yunanistan'ın Girit civarındaki Alexandros Tatbikatı ile Trakya'daki birliklerini ve deniz unsurlarını alarma geçirdiğini, ayrıca Mısır ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Medusa Tatbikatı'nı gerçekleştirdiğini, bu sürece Fransa, İtalya ve gözlemci olarak Birleşik Arap Emirlikleri'nin katıldığını belirtti. Türkiye'nin ise Adalar Denizi, Akdeniz ve Karadeniz'de Deniz Kurdu Tatbikatı'nı icra ettiğini hatırlatan Olçar, şunları ekledi: "İlk NOTAM'ı veren biziz, tatbikat alanlarımız belli ve uluslararası örgütlere bildirildi. Bu tatbikatta ısrar edilirse bugünlerde Türk Deniz Kuvvetleri ile Yunan filosu karşı karşıya gelecektir. Tatbikatlarımızın bir kısmı atışlıdır ve yeni tip gemilerden atılan füze sistemleri denenecektir. Yunanistan'ın tatbikatlarının hedefi ada işgali, ada fethi ve amfibi indirme harekatıdır. Trakya'daki birliklerinin adını da Ani Müdahale Kuvveti'ne dönüştürerek yüksek hazırlık seviyesine geçirdiler ve donanmalarıyla müşterek harekat icra ediyorlar. Bizim planladığımız faaliyetler ise torpido, yeni radar, füze rampası veya kiti denemeleri gibi lokal çalışmalardır. NOTAM ilan edilen sahada hiçbir sivil veya askeri gemi bulunamaz, aksi takdirde kazalarda sorumluluk söz konusu olur. Aynı tarihte ve aynı lokasyondaki bu çifte tatbikat inatlaşması İsrail ya da Amerika'nın kışkırtmasıyla sıcak bir çatışmaya dönüşebilir. Yunanistan'ın talepleri vahimdir ve Türkiye'nin buradan geri adım atması asla mümkün değildir."
İlgili haber: İzmir Torbalı’da fabrikadaki patlamada flaş gelişme! İş yeri sahibi tutuklandı
Gazeteci Merve Şebnem Oruç ise Yunanistan Dışişleri Bakanı Yerapetritis'in, Türkiye ile yürütülen sakinlik politikasının savunmayı güçlendirmek için zaman kazandırdığı yönündeki sözlerini değerlendirdi. Oruç, "Yunanistan Dışişleri Bakanı'nın sakinlik politikasını savunmayı güçlendirmek için bir 'zaman kazanma' aracı olarak açıklaması son derece provokatif, barışçıl niyetten uzak ve kötücül bir stratejiyi gözler önüne seriyor. Ancak bilinmelidir ki Türkiye'nin Ege, Batı Trakya ve Kıbrıs" konusundaki temel tezlerinden taviz verilmeyeceği vurgulandı.











Yorum Yap