Sermaye Piyasalarındaki Çalkantı Bireysel Emeklilik Sistemini Etkilemedi
Sermaye Piyasası Kurulunun bazı yatırım fonlarını tasfiye etmesinin ardından gözlerin çevrildiği Bireysel Emeklilik Sistemi'nde herhangi bir likidite sorunu yaşanmadığı bildirildi. Emeklilik fonlarının güçlü denetim mekanizmaları ve çok yönlü portföy yapısı sayesinde sistemden olağan dışı bir çıkış talebi gerçekleşmedi. Piyasalardaki kısa süreli dalgalanmalara rağmen emeklilik birikimlerinde güvenli seyrin sürdüğü vurgulandı.

Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) geçtiğimiz günlerde 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunu kapatıp tasfiye sürecini başlatması, piyasalarda gözlerin Bireysel Emeklilik Sistemi'ne (BES) çevrilmesine neden oldu. Toplamda 455 bin 758 yatırımcıyı etkileyen bu gelişmenin ardından, emeklilik fonlarının bu süreçten etkilenip etkilenmediği merak konusu haline geldi.
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, yatırım fonları ile emeklilik yatırım fonlarının yasal ve idari açıdan tamamen farklı yapılara sahip olduğunu vurguladı. Yaşar, emeklilik fonlarının sahip olduğu sıkı denetim ve gözetim mekanizmaları sayesinde sistemde herhangi bir nakit sıkıntısının yaşanmadığını kaydetti.
İlgili haber: Motorinde Dev İndirim Beklentisi: Litre Fiyatı Düşüyor
Sistemdeki sağlam duruşa dikkat çeken Yaşar, "Bugüne kadar yaşanan süreçte emeklilik fonlarımızda herhangi bir likidite sorunu ortaya çıkmadığını görüyoruz. Bu tablo, BES'in uzun vadeli tasarruf sistemi olarak sahip olduğu sağlam yapıyı bir kez daha ortaya koyuyor." değerlendirmesinde bulundu.
Ahmet Yaşar, 18 milyonu aşan katılımcının birikimlerinin profesyonel kurumlarca yönetildiğini belirterek, yaklaşık 400 emeklilik fonunun 353'ünün banka iştirakli portföy yönetim şirketlerinin kontrolünde olduğunu anımsattı. Bu durumun güveni artırdığını belirten Yaşar, "Dolayısıyla bugün itibarıyla BES katılımcılarımız açısından aceleci karar almaya yol açacak bir tablo görmüyoruz." dedi.
Borsa İstanbul'da yaşanan kısa vadeli hareketlerin BES fonlarına yansımasının oldukça sınırlı kaldığına işaret eden Yaşar, bu durumun fonların tek bir alana değil, farklı yatırım araçlarına dağıtılmasından kaynaklandığını ifade etti. Kısa vadeli dalgalanmaların ardından fon büyüklüklerinin hızla toparlandığını belirten Yaşar, BES'in günlük veya haftalık piyasa hareketlerine göre değil, uzun vadeli bir tasarruf aracı olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
SPK tarafından kapatılan fonların ağırlıklı olarak serbest fonlar olduğunu kaydeden Yaşar, BES bünyesinde bu tür yüksek riskli ve odaklanmış fon yapılarına izin verilmediğini belirtti. Katılımcıların mevcut gelişmelere sakin yaklaştığını aktaran Yaşar, "Sektörümüzle yakın temas içerisindeyiz. Şu ana kadar aldığımız bilgiler, gelişmeler nedeniyle BES katılımcılarında olağan dışı bir davranış veya sistemden ayrılma talebi oluşmadığını gösteriyor. Elbette piyasa dalgalanmaları özellikle hisse senetlerine yatırım yapan emeklilik fonlarının kısa dönemli getirilerinde etkili olabilir. Ancak BES e uzun vadeli perspektiften baktığımızda farklı bir tablo görüyoruz." açıklamasını yaptı.
Eylül ayı güncel verilerine göre emeklilik fonlarının portföy dağılımında yüzde 38 ile kıymetli madenler ilk sırada yer alırken, bunu yüzde 20 ile alternatif yatırım araçları, yüzde 16 ile hisse senetleri, yüzde 14 ile kamu borçlanma araçları ve yüzde 6 ile repo/ters repo işlemleri takip ediyor. Yaşar, bu dengeli dağılımın borsadaki düşüşlerin toplam birikime zarar vermesini engellediğini dile getirerek, yatırımcıların kısa vadeli dalgalanmalar yerine kendi risk tercihlerine odaklanmaları gerektiğini savundu.
İlgili haber: E-Ticarette Yeni Dolandırıcılık Tehlikesi: IBAN ve Sahte Bağlantı Kapanına Dikkat
BES'in çok katmanlı bir denetim ağına sahip olduğunu vurgulayan Yaşar; SPK, Takasbank, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) ile Emeklilik Gözetim Merkezinin (EGM) sistemi sürekli izlediğini belirtti. Sektörün girişimleriyle kurulan Fon Gözetim Platformu'nun önemine de değinen Yaşar, entegre veri akışı sayesinde olası aksaklıkların ve suistimallerin önceden tespit edilerek güven ortamının korunduğunu sözlerine ekledi.











Yorum Yap