COP31 ile İklim Hedeflerinde Taahhütlerden Uygulamaya Geçiş Dönemi
Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek COP31, iklim taahhütlerinin somut ve ölçülebilir sonuçlara dönüştürülmesi için kritik bir fırsat olarak görülüyor. BBVA Research'ün analizi, mevcut politikaların Paris Anlaşması hedeflerinin üzerinde kaldığını ve acil eylem planlarına ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.

Türkiye'nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya'da gerçekleştirilecek olan COP31 için hazırlıklar devam ediyor. Küresel Bankacılık Partneri olarak zirvede yer alan BBVA ve Garanti BBVA, farklı sektörlerden paydaşları bir araya getirecek çalışmalar yürütüyor. Sürdürülebilir finansmanın yanı sıra enerji dönüşümü, temiz teknolojiler, sanayinin dönüşümü, döngüsel ekonomi, dirençli şehirler ve biyoçeşitlilik gibi kritik başlıkların ele alınacağı COP31, küresel iklim hedeflerinin somut politikalara, yatırımlara ve uygulamalara dönüştürülmesi noktasında önemli bir dönemeç olarak değerlendiriliyor.
BBVA Research tarafından yayımlanan yeni bir analiz, küresel iklim hedefleri ile mevcut politikalar arasındaki boşluğa dikkat çekiyor. Analize göre, mevcut politikalar tam kapasiteyle uygulansa dahi küresel ısınma beklentisi, Paris Anlaşması'nın belirlediği hedeflerin üzerinde kalmaya devam ediyor. Bu durum, yalnızca yeni taahhütler vermenin yeterli olmadığını, mevcut hedeflerin hayata geçirilmesini sağlayacak somut adımların hızlandırılması gerektiğini ortaya koyuyor.
İlgili haber: Kaja Kallas: Yaptırımlar Rusya'nın 1 Trilyon Euro Kaybetmesine Yol Açtı
BBVA Research’ün İklim Değişikliği Başekonomisti Julián Cubero, COP31’in odağında taahhütlerden uygulamaya geçişin olması gerektiğini belirterek, "COP31, taahhütlerden uygulamaya geçişte yeni bir dönemi başlatmalı. Buradaki asıl mesele yeni taahhütler ortaya koymak değil, mevcut hedeflerin somut adımlarla, yeterli finansmanla, uygulamadan sorumlu aktörlerin net biçimde belirlenmesiyle ve sonuçların ölçülmesini sağlayacak mekanizmalarla desteklenmesini sağlanmasıdır." ifadelerini kullandı.
Analiz verilerine göre, mevcut politikaların uygulanmasıyla küresel ısınma beklentisi 2,3-2,5 derece seviyelerine gerileyebilse de bu rakam Paris Anlaşması’nın 1,5 derece hedefinin oldukça üzerinde seyrediyor. Bu nedenle ülkelerin iklim hedeflerini güçlendirmesi ve uygulama süreçlerini hızlandırması kritik önem taşıyor.
İklim dönüşümünün önündeki en büyük engellerden biri olan finansman ihtiyacıyla ilgili OECD verileri, gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere sağladığı iklim finansmanının 2013'teki 50 milyar dolar seviyesinden, 2023 ve 2024 yıllarında 130 milyar doların üzerine çıktığını gösteriyor. COP29'da ise gelişmekte olan ülkeler için 2035 yılına kadar yıllık en az 300 milyar dolarlık kamu finansmanı ve toplamda yıllık 1,3 trilyon dolarlık kamu ve özel finansman mobilizasyonu hedefi belirlendi. Bu tablo, dönüşüm sürecinde kamu kaynaklarının yanı sıra özel sektör ve finans kuruluşlarının da temel aktörler olduğunu kanıtlıyor.
İlgili haber: Polonya'da Başbakan ve Savunma Bakanına Yönelik Suikast Girişimi Engellendi
Garanti BBVA, Türkiye’nin sürdürülebilir dönüşümünü desteklemek amacıyla finansman, danışmanlık ve sektörel uzmanlık hizmetlerini bir arada sunmaya odaklanmış durumda. Banka, 2018-2029 dönemi için belirlediği 3,5 trilyon TL'lik sürdürülebilir finansman hedefinin, 2026'nın ilk yarısı itibarıyla yaklaşık 1,6 trilyon TL'sine ulaştı. COP31 süresince BBVA ve Garanti BBVA Pavilyonu, iklim dönüşümünün farklı boyutlarının tartışılacağı, uluslararası diyalogların kurulacağı ve yeni iş birliklerinin geliştirileceği bir platform olarak hizmet verecek.











Yorum Yap