Çayeli Bakır'ın Yerel Kalkınma Modelleri COP31 Platformunda Tanıtılacak
Çayeli Bakır Genel Müdürü Ali Can, Cengiz Holding'in paydaş olduğu COP31 kapsamında yerel kalkınma deneyimlerini küresel ölçekte paylaşacaklarını açıkladı. Şirket, Doğu Karadeniz'deki sosyal fayda ve sürdürülebilirlik projelerini uluslararası gündeme taşımayı hedefliyor.

Çayeli Bakır İşletmeleri Genel Müdürü Ali Can, Cengiz Holding'in Antalya'da düzenlenecek olan COP31'in paydaşları arasında yer almasıyla birlikte, yerel düzeyde elde ettikleri tecrübeleri daha geniş bir platformda aktarma imkanı bulacaklarını belirtti. Ali Can, şirketin Doğu Karadeniz bölgesindeki sosyal fayda ve yerel kalkınma vizyonu, Cengiz Holding bünyesindeki sürdürülebilirlik hedefleri ve bölgede çarpan etkisi yaratan tarımsal projelerin somut sonuçları hakkında detaylı değerlendirmelerde bulundu.
Madencilik faaliyetlerinin sadece yer altı kaynaklarını ekonomiye kazandırmakla sınırlı olmadığını ifade eden Can, bölgenin ekonomik, ekolojik ve sosyal gelişimini kurumsal sorumluluklarının temel bir parçası olarak gördüklerini vurguladı. Şirketlerin artık üretim kapasitelerinden ziyade, faaliyet gösterdikleri bölgelere bıraktıkları kalıcı değerlerle değerlendirildiğini hatırlatan Genel Müdür Ali Can, yerel ihtiyaçların belirlenmesi sürecini bölge halkıyla doğrudan iletişim kurarak yönettiklerini belirtti. Can, "Bir işletmenin faaliyet gösterdiği bölgedeki etkilerini değerlendirirken istihdam ve ekonomik katkının yanı sıra çevresel etkileri, yerel halkla ilişkileri ve bölgenin uzun vadeli gelişimine sağladığı katkıyı da dikkate almak gerekiyor. Bu etkilerin doğru anlaşılabilmesi için bölge halkının beklentilerini dinlemek, ihtiyaçları düzenli olarak takip etmek ve geliştirilen çalışmaların sonuçlarını değerlendirmek önem taşıyor. Aynı zamanda bölgenin geleneksel üretim modellerini iyi bilip, artık unutulan ya da azalan iyi örnekleri tekrar canlandırmak da önemli bir fayda sağlıyor. Çayeli Bakır olarak bu süreci paydaşlarımızla iletişim içinde yürütmeye özen gösteriyoruz. Toplum Danışma Kurulu toplantılarımız ve bölgedeki üreticilerimizle kurduğumuz ilişkiler, yerel ihtiyaçları anlamamız açısından önemli bir rol oynuyor. Buradaki yaklaşımımız, bölgenin ihtiyaçlarını yalnızca belirli dönemlerde ele almak değil, bunlara uzun vadeli çözümler geliştirmek. Bu nedenle çalışmalarımızın etkisini üretim miktarı, teknik kapasite, yerel katılım ve ekonomik sürdürülebilirlik gibi farklı boyutlarıyla değerlendiriyoruz" dedi.
İlgili haber: Bakan Şimşek'ten 2027 Yılı Cari Açık Öngörüsü
Cengiz Holding bünyesinde olmanın sağladığı stratejik bakış açısına değinen Can, yerel kalkınma modellerinin küresel sürdürülebilirlik hedefleriyle örtüştüğünü belirterek, "Cengiz Holding çatısı altında yer almak, bu yaklaşımı daha geniş bir perspektifle ele almamıza katkı sağlıyor. Farklı sektörlerde ve coğrafyalarda faaliyet gösteren grup şirketlerinin deneyimleri, çevresel ve toplumsal sorumlulukların ekonomik faaliyetlerle birlikte değerlendirilmesinin önemini ortaya koyuyor. Biz de Çayeli Bakır olarak bu anlayışı, bölgemizin ihtiyaçlarına ve yerel potansiyeline uygun projelerle hayata geçiriyoruz. Cengiz Holding bu yıl Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in paydaşlarından biri oldu. Biz de Cengiz Holding grup şirketi olarak COP31’de yer alarak, yerel ölçekte edindiğimiz deneyimleri daha geniş bir platformda paylaşma fırsatı yakalayacağız. Arıcılık ve tarımsal üretim alanındaki çalışmalarımız; Birleşmiş Milletler’in belirlemiş olduğu Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nden biyolojik çeşitliliğin korunması, iklim değişikliğine karşı dayanıklılığın artırılması ve sürdürülebilir geçim kaynaklarının desteklenmesi gibi başlıklarla doğrudan ilişki kuruyor. Bu deneyimlerin Cengiz Holding çatısı altında paylaşılması, yerel çalışmaların küresel sürdürülebilirlik gündemiyle bağını ortaya koymamıza imkân tanıyor" ifadelerini kullandı.
İlgili haber: Talas'ta Villa Parselleri ve Dükkânlar Satışa Çıkıyor
2014 yılında hayata geçirilen Arıcılığı Geliştirme Projesi'nin, Doğu Karadeniz'in biyolojik mirasını koruyan ve üreticilerin sahiplendiği bağımsız bir modele dönüştüğünü kaydeden Ali Can, "Doğu Karadeniz, doğal zenginlikleri ve geleneksel üretim kültürüyle önemli bir potansiyele sahip. Arıcılık da hem bölge ekonomisi hem biyolojik çeşitlilik açısından bu potansiyelin önemli parçalarından biri. Arıların ekosistemlerin devamlılığı ve tarımsal üretim açısından üstlendiği rol düşünüldüğünde, arıcılığı desteklemek yalnızca bir ekonomik faaliyeti geliştirmek değil, doğal yaşamın sürdürülebilirliğine de katkı sağlamak anlamına geliyor. Arıcılığı Geliştirme Projemizi 2014 yılında, bölgedeki arıcılarımızın ve Toplum Danışma Kurulu toplantılarımızda dile getirilen ihtiyaçlardan hareketle başlattık. İlk hedefimiz, teknik bilgi eksikliği nedeniyle yüksek seviyelerde gerçekleşen koloni kayıplarını azaltmak ve üreticilerimizin bilgi ve becerilerini geliştirmekti. Ancak zamanla projenin kapsamını genişleterek yerel üretimin güçlendirilmesini, yöremize özgü Kafkas arısının desteklenmesini, kadın üreticilerin ekonomik hayata katılımının artırılmasını ve üreticilerin kendi kendine yetebilen bir yapıya kavuşmasını hedefledik. Bugün geriye baktığımızda, projenin yalnızca başlangıçtaki ihtiyaçlara cevap vermekle kalmadığını görüyoruz" şeklinde konuştu.











Yorum Yap