Yargıtay'dan Kilometre Dolandırıcılığına Geçit Vermeyen Karar
Yargıtay, ikinci el araç satışında kilometresi düşürülen bir araçla ilgili 'alıcı sorgulayabilirdi' gerekçesiyle verilen takipsizlik kararını bozdu. Yüksek Mahkeme, alıcının kontrol sorumluluğunun satıcının hilesini meşrulaştırmayacağına hükmetti.

Sıfır otomobil maliyetlerinin artmasıyla ikinci el piyasasına yönelen vatandaşlar, ekspertiz ve ödeme yöntemleri gibi önlemlere rağmen art niyetli satıcıların hedefi olmaya devam ediyor. Eşiyle birlikte biriktirdiği parayla 65 bin kilometrede olduğu belirtilen bir araç için satıcı şirketle anlaşan B.D., noter satışının ardından aracın gerçek kilometresinin 251 bin olduğunu fark etti. Satıcı şirket yöneticisinden sonuç alamayan B.D., dolandırıldığı gerekçesiyle Cumhuriyet Savcılığına başvurdu.
Savcılık, alıcının kilometre kayıtlarını kendisinin sorgulayabileceğini belirterek kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Sulh Ceza Hakimliği'nin de itirazı reddetmesiyle kesinleşen bu karar, Adalet Bakanlığı tarafından anormallik içerdiği gerekçesiyle tespit edildi ve kamu yararına kararın bozulması için Yargıtay Başsavcılığına başvuruldu.
İlgili haber: İşinin 4. Gününde Katledilen Genç İçin Adalet Bekleyişi: '576 Gündür Ağlayarak Yemek Yiyoruz'
Dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesi, satıcılar hakkındaki dolandırıcılık iddialarının sadece 'alıcının sorumluluğu' denilerek kapatılmasının yasaya aykırı olduğuna karar verdi. Kararın eksik araştırmaya dayandığını vurgulayan daire; muayene kayıtlarının incelenmesi, aracın piyasa değerinin belirlenmesi, satış geçmişinin araştırılması ve kilometre düşürmenin basit bir kontrolle anlaşılıp anlaşılamayacağının teknik bilirkişi raporuyla saptanması gerektiğini belirtti.
İlgili haber: Adana'da DEAŞ Üyesi Yakalandı
Yargıtay 11. Ceza Dairesi kararında şu ifadelere yer verdi: ‘’Aracın muayenesine ilişkin belgelerin muayene istasyonundan temin edilmesi, şikayetçinin aracın satış günü incelemesini yapan eksperin beyanlarına başvurulması, aracın suç tarihindeki piyasa değerinin belirlenmesi, araçtaki kilometre düşürülmesinin ne şekilde ve nasıl gerçekleştiğinin, basit bir kontrol ile anlaşılıp anlaşılmayacağının belirlenmesine yönelik teknik bilirkişiden rapor alınması gerekirdi. İncelemenin sonucuna göre somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının takdir ve tayin edilmesi gerekirken; ‘Müştekinin olayda denetim olanağının ortadan kaldırıldığından söz edilemeyeceği, şüpheliye atfedilen eylemin basit yalan düzeyinde kaldığı, hile olarak kabul edilmesinin mümkün görülmediği, olayda dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ayıplı mal tesliminden kaynaklı olduğu’ şeklindeki gerekçe hatalı olmuştur. Eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin kabulüne, 7. Sulh Ceza Hakimliği’nin kararı oy birliği ile kanun yararına bozulmuştur.’’











Yorum Yap