Uzmanlar Uyardı: Dijital Dünyadaki Nefret Okullarda Şiddete Dönüşüyor
Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında düzenlenen panelde, dijital platformlardaki radikalleşme ve sosyal izolasyonun gençler üzerindeki riskleri ele alındı. Uzmanlar, okul saldırılarını önlemek için aile ve eğitim kurumlarının eş güdümlü çalışmasının kritik önem taşıdığını vurguladı.

Sosyal izolasyon, şiddeti körükleyen dijital topluluklar ve radikalleşme eğilimleri, gençlerin ruhsal sağlığının korunmasını her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Medipol Sağlık Grubu tarafından 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü vesilesiyle düzenlenen "Sağlıklı Zihinler, Güvenli Yarınlar" başlıklı panelde, gençlerin karşı karşıya olduğu riskler ve ailelerin bu süreçteki rolleri detaylandırıldı. Dijital dünyada daha fazla vakit geçiren gençlerin sosyal çevrelerinden kopması ve şiddeti normalleştiren içeriklere maruz kalması, ruh sağlığına dair endişeleri artırıyor. Özellikle okul saldırıları ve dijital platformlarda kadın düşmanlığıyla anılan "incel" alt kültürü, sorunların erken teşhis edilmesinin gerekliliğini ortaya koyuyor.
Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nde gerçekleştirilen panelde, Doç. Dr. Taha Can Tuman’ın moderatörlüğünde; Dr. Öğr. Üyesi Rahime Gök, Klinik Psikolog Yasemin Kamalı ve Klinik Psikolog Hülya Özge Şahin riskler ve önleyici yöntemler üzerine görüşlerini paylaştı.
İlgili haber: Rektör Prof. Dr. Hasan Uslu, Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları Listesi'ne 8. Kez Girdi
**Şiddetle Mücadelede Aile ve Okul İş Birliği Şart**
Doç. Dr. Taha Can Tuman, son dönemde yeniden gündeme gelen okul saldırıları ve şiddet olaylarının önlenmesi için ailelerin ve okul rehberlik servislerinin ortak hareket etmesi gerektiğini belirtti. Şiddet eğilimlerinin daha küçük yaş gruplarında da görülmeye başlandığına dikkat çeken Tuman, "Burada hem ailenin hem de okuldaki rehberlik servislerinin ortaklaşa çalışma yürütmesi gerekiyor" dedi. Ayrıca alkol ve madde kullanımının şiddetle olan ilişkisine değinen Tuman, kumar bağımlılığının da ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu ve telefonlar üzerinden erişimin kolaylaşmasıyla riskin arttığını belirterek, "Günümüzde kumarhaneler herkesin cebinde. Telefon aracılığıyla ulaşımı artık çok kolay" ifadelerini kullandı.
**Öfke Kontrolü ve Ruhsal Dayanıklılık**
Dr. Öğr. Üyesi Rahime Gök, şiddeti önlemede bireyin sorunlarla baş etme becerilerinin ve öfke yönetiminin kritik olduğunu vurguladı. Bazı kişilerin zorlayıcı yaşam olayları karşısında olumsuz duygularını bastırmak için madde kullanımına yönebildiğini belirten Gök, "Bazen kişiler sorun yaşadığında, o sorunla baş edebilmek ya da daha iyi hissedebilmek için alkol ve maddeye başvurabiliyorlar" dedi. Ancak her zorluğun bağımlılığa yol açmadığını, sosyal destek sistemlerinin ve kişisel özelliklerin belirleyici olduğunu ekleyen Gök, ruhsal dayanıklılığın artırılması ve duygusal ihtiyaçların fark edilmesinin önemine değindi.
**Şiddetin Kaynağına İnmek Gerekiyor**
Klinik Psikolog Yasemin Kamalı, çocuklardaki şiddet davranışlarının temelinde aile tutumları, okul ortamı ve rol modellerin etkili olduğunu ifade etti. Şiddetin; akran zorbalığı, dalga geçme veya kendine zarar verme şeklinde erken yaşlarda başlayabildiğini belirten Kamalı, "Bu şiddetin başlangıcına bakmak gerekiyor. Evde, okulda, bazen rol model çerçevesinde, sosyal öğrenme yoluyla ortaya çıkabiliyor" şeklinde konuştu. Toplumda şiddetin normalleştirilmesinin çocukları etkilediğini söyleyen Kamalı, ebeveynlerin çocuklarını öfkeyle karşılamak yerine dinlemeleri ve okul yönetimiyle iş birliği yapmaları gerektiğini önerdi.
İlgili haber: Gediz'de Velilere Yönelik Okul ve Aile Eğitimi Düzenlendi
**Duyguyu Anlamak Davranışı Onaylamak Değildir**
Klinik Psikolog Hülya Özge Şahin, şiddetle karşılaşıldığında ebeveynlerin sakin kalmasının ve güvenliği sağlamasının öncelikli olduğunu belirtti. Öfkeli bir çocuğa uzun açıklamalar yapmanın etkisiz olduğunu söyleyen Şahin, çocuğun duygusunun anlaşıldığının ancak davranışın kabul edilmediğinin net bir şekilde ifade edilmesi gerektiğini vurguladı. Şahin, "Şu anda kızgın olduğunu anlıyorum. Bunu görebiliyorum. Fakat birine zarar vermeni asla kabul etmiyorum" yaklaşımının önemini belirtti. Ayrıca çocukların "saldırgan" veya "kötü" şeklinde etiketlenmesinin, davranışı düzeltmek yerine olumsuz bir benlik algısını pekiştireceği uyarısında bulunarak, çocuğun kişiliği ile davranışının birbirinden ayrılması gerektiğini ifade etti.











Yorum Yap