Radyoterapide Yeni Dönem: Yapay Zeka ve Milimetrik Takip ile Maksimum Koruma
Kanser tedavisinde kullanılan yeni radyoterapi teknolojileri, yapay zeka ve hareket takip sistemleri sayesinde sağlıklı organların radyasyondan korunmasını sağlıyor. Sakarya'da hizmete giren yeni cihazla, ışınlama süreleri kısalırken tedavi hassasiyeti artırılıyor.

Kanserle mücadelede kullanılan radyoterapi teknolojilerindeki son gelişmeler, ışınlama sürelerinin kısalmasına ve tümör çevresindeki sağlıklı dokuların aldığı radyasyon dozunun minimize edilmesine imkan tanıyor. Sakarya'da yaklaşık 5 aydır kullanılan yeni radyoterapi cihazı hakkında detaylar paylaşan Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Uzm. Dr. Altın Aksu, yapay zeka ve hareket takip sistemlerinin hem planlama hem de uygulama aşamalarında kritik rol oynadığını belirtti.
Özel Adatıp Hastanesi'nde hizmet veren cihazla, bazı tedavi planlarında ışınlama süresi 2-3 dakikaya kadar düşebiliyor. Tedavi sürecinde yapay zeka, çevredeki organların belirlenmesi ve kontürlerin oluşturulması aşamasında taslaklar hazırlayarak planlama sürecini hızlandırıyor. Uzm. Dr. Altın Aksu, yapay zekanın desteğine rağmen tüm çizimlerin uzman hekimler tarafından tek tek kontrol edildiğini ve onaylandığını vurguladı.
İlgili haber: Kuşadası'nda Diyabet Farkındalığı İçin Diyetisyen Buluşması Düzenlendi
"Vücut yüzeyindeki hareketleri takip edebiliyoruz"
Teknolojik gelişmelerin hedeflenen alana planlanan dozların uygulanması konusundaki seçenekleri artırdığını ifade eden Uzm. Dr. Altın Aksu, "Son yıllarda radyasyon onkolojisinde teknolojik bazı değişiklikler oldu. Bu gelişmeler, radyoterapinin hedeflenen alana planlanan dozlarda uygulanmasına yönelik seçenekleri artırdı. Planlanan dozları uygularken hastanın tümör çevresindeki organlarını korumamız lazım. Radyoterapi, iyonize radyasyon ışınlarını tümör hücresinin üzerine vererek, tümör hücresindeki DNA kırıklarını oluşturarak tümör hücrelerini ortadan kaldırmaya yönelik bir tedavi. Bunu yaparken sağlam organlar da tümörün etrafındalar. Onları da korumamız lazım. Bunun için her organın radyasyona dayanıklılık oranları var. Onları da göz önünde bulundurarak tümör hücresine uygun dozları vermeye çalışıyoruz. Son yıllarda radyoterapi ile ilgili gelişmeler oldu. Çevre organlara verilen dozun sınırlandırılması açısından yeni imkanlar ortaya çıktı. Bu amaçla farklı sistemlerden yararlanılıyor. Bizde kullanılan cihazda da bu sistemler bulunuyor. Burada solunum takip sistemi var, yüzey takip sistemi var. Bunlarla solunuma bağlı hareketleri ve vücut yüzeyindeki değişiklikleri takip edebiliyoruz. Belirlenen sınırları aşan hareketleri izleyebiliyoruz" dedi.
"Belirlenen hareket sınırları aşıldığında ışınlama durdurulabiliyor"
Sistemin çalışma prensibini anlatan Uzm. Dr. Aksu, kameralar aracılığıyla hastanın vücut yüzeyinin izlendiğini ve belirlenen hareket eşiği aşıldığında cihazın ışınlamayı otomatik olarak durdurduğunu belirtti. Özellikle sol meme tedavilerinde kalbin hemen altında yer alması nedeniyle korumanın hayati önem taşıdığını belirten Aksu, "Bunu genelde 2 milim yada 3 milime ayarlıyoruz. Özellikle sol memeye ışınladığımız zaman kalp hemen meme dokusunun altında. Kalbi çok iyi korumamız lazım. Solunum ve yüzey takip sistemiyle kalbin aldığı dozu sınırlandırmayı hedefliyoruz. Bu yaklaşım yan etki riskini azaltmaya yardımcı olabilir" şeklinde konuştu.
İlgili haber: Van'da Kış Kapıda: 'Sessiz Ölüm' Karbonmonoksit Gazına Karşı Uyarı
"Bazı uygulamalarda ışınlama süresi 2-3 dakika olabiliyor"
Tedavi sürelerindeki kısalmaya değinen Uzm. Dr. Altın Aksu, Ark tedavisi gibi yöntemlerle cihazın 360 derece dönerken ışın vermesinin süreci hızlandırdığını ifade etti. Bazı modalitelerde 15 dakikayı bulan sürelerin, yeni tekniklerle 2-3 dakikaya indiğini belirten Aksu, "Hastanın uygulama süresince hareketsiz kalabilmesi, planlanan ışınlamanın uygulanması açısından önem taşıyor. Hasta uzun yattığı zaman ister istemez bazı kımıldamalar olabiliyor. Bu da tedavimizi etkileyebiliyor" ifadelerini kullandı.











Yorum Yap