Mekke'nin Fethi: Kılıçsız Kazanan Merhamet ve Fetih Ahlakı
Baskı ve zulüm nedeniyle doğduğu şehirden ayrılmak zorunda kalan Hazreti Muhammed (s.a.v.), 10 bin kişilik İslam ordusuyla Mekke'ye zaferle döndü. Bu tarihi dönüm noktası, güç ve zafer anında sergilenen eşsiz merhamet, adalat ve af anlayışıyla insanlık tarihine geçti. Fethin manevi boyutunu ve ruhunu yansıtan Nasr Suresi ise zaferin kibirle değil, şükür ve tövbe ile karşılanması gerektiğini simgeliyor.

Yıllar önce doğup büyüdüğü topraklardan ağır baskı, işkence ve boykotlar sebebiyle ayrılmak zorunda kalan Hazreti Muhammed (s.a.v.), hicretin 8. yılında 10 bin kişilik İslam ordusunun başında Mekke'ye muzaffer bir komutan olarak giriş yaptı. Ancak bu büyük dönüş, bir güç gösterisinden ziyade tarihe yön veren bir merhamet, adalet ve tevazu dersine dönüştü.
Kendilerine yıllarca en ağır zulümleri reva görenlerin büyük bir endişeyle beklediği o kritik günde genel af ilan edildi. "Bugün size kınama yok" mesajıyla sadece bir şehir değil, gönüller fethedildi. Gücün zirvesindeyken kulluk bilincini yitirmeyen, intikam alma imkanı varken affetmeyi seçen Hazreti Muhammed'in sergilediği fetih ahlakı ve Nasr Suresi'nin sunduğu mesajlar dikkat çekici detaylar barındırıyor.
İlgili haber: Anamur'daki Şüpheli Ölümde Bilirkişi Raporu Çıktı: Eyüp Can İtilerek Düşürülmüş
Hazreti Muhammed'in doğduğu, çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği, ilk vahyin indiği Mekke toprakları, inananlar için yaşanamaz bir hale getirilmişti. Yaşanan ağır baskılar sonucu Müslümanlar yurtlarını terk etmek zorunda kalmış, Allah Resulü de doğduğu şehre hüzünle veda etmişti. Ancak hicretin 8. yılında (M. 630) 10 bin kişilik orduyla Mekke'ye dönüldüğünde, asıl büyüklük ordunun sayısında değil, gücü elinde tutarken sergilenen ahlakta görüldü. Çaresizlik anında sabretmek kadar, güce sahip olunduğunda değişmemenin önemi ortaya kondu.
Fethin manevi boyutunu özetleyen Nasr Suresi de tam bu dönemde nazil oldu. Üç ayetten oluşan sure; Allah'ın yardımını, fethi ve insanların kitleler halinde İslam'a yönelişini müjdelerken; zafer kazanan insana hamdetmeyi, Allah'ı tesbih etmeyi ve bağışlanma dilemeyi emrediyordu.
Fethin toplumsal etkilerine değinen İlahiyatçı Dr. Ümran Kılıçer, "Dikkat buyurun, Mekke'nin fethinden sonra İslamlaşma çok hızlı bir şekilde arttı. Toplumsal bir İslamlaşma süreci yaşandı fetihten sonra. Surede de bu vurgulanmıştı. Dendi ki; fetih gerçekleştikten sonra insanların topluluk halinde Müslümanlaştığını göreceksiniz. İslam'a girdiğini göreceksiniz. Ha bu sure işte şunu anlattı: Demek ki fetih, insanların İslam'a girmesini sağlayan bir aracı unsur. Esasında bir hedef değildir fetih. Demek ki toplulukların İslamlaşmasını sağlayan unsurlara hizmet etmek zorundasınız. Yani diğer bir ifadeyle kan dökmeden fetih yapılır mı? Yapılır. En bariz örneği Mekke'nin fethidir ve fevc fevc, dalga dalga insanların Müslümanlığa girişi anlatılır o surede" ifadelerini kullandı.
İlgili haber: İsrail Batı Şeria'da Ulaşım Hatlarını Felç Etti: Filistinliler Yollarda Mahsur Kaldı
Kur'an-ı Kerim'in ortaya koyduğu zafer anlayışının insanı kibir ve gurura sevk etmediğini, aksine kulluk bilincini hatırlattığını belirten Dr. Kılıçer, ilahi emrin altını çizerken; Vaiz Hüseyin Taşdemir ise şu değerlendirmede bulundu: "Yoklukta sabredersiniz ama varlığın içerisinde, o makam, mevki, zafer sarhoşluğu içerisinde şükretmek çok daha zor olur. Onun ihtişamına kapılabilirsiniz, onun sarhoşluğunu yaşayabilirsiniz. Aslında oradaki şükür, yokluktaki sabırdan çok daha önemli olduğunu bize hatırlatıyor."











Yorum Yap