Küresel Sistemde Reform Sesleri Yükseliyor: Birleşmiş Milletler Güvenlik Sağlamakta Yetersiz Kaldı
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda küresel adaletsizliklere dikkat çekilerek mevcut yapının yenilenmesi gerektiği vurgulandı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eleştirileriyle yeniden gündeme gelen sistemik sorunlar, alternatif küresel paktların doğuşunu hızlandırıyor. Uzmanlar, veto yetkisi ve bağımsız bir yargı mekanizmasının bulunmamasının uluslararası hukuku işlevsizleştirdiğine dikkat çekiyor.

Uluslararası düzenin işleyişi ve Birleşmiş Milletler'in (BM) mevcut yapısı, küresel krizler karşısında yetersiz kaldığı gerekçesiyle sert eleştirilerin hedefi olmaya devam ediyor. 81. BM Genel Kurulu'nda gerçekleştirilen konuşmalarda, kurumun temel işlevini yerine getiremediği ve acil bir reform sürecine ihtiyaç duyulduğu açıkça ifade edildi.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Genel Kurul hitabında küresel çifte standartlara dikkat çekerek, "Uluslararası hukuka uyulması, çifte standartların ortadan kaldırılması ve başta Afrika kıtası olmak üzere Güvenlik Konseyi'nde acil reform yapılması" çağrısında bulundu. Gazze'den Ukrayna'ya ve Sudan'a kadar uzanan kriz alanlarında uluslararası sistemin tıkandığını belirten Guterres'in bu çıkışı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın uzun yıllardır dile getirdiği "Dünya 5'ten büyüktür" ve küresel adalet vurgularını yeniden dünya gündeminin üst sıralarına taşıdı.
İlgili haber: Gazze'nin Yeniden İnşası İçin 2,45 Milyar Dolarlık Acil Eylem Planı Hazırlandı
BM'nin Mevcut Yapısı ve Alternatif Arayışlar
Küresel sistemin temelindeki zihniyet sorununa değinen Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Cihan Günyel, mevcut yapının güç odaklı işlediğini belirtti. Günyel, "Sayın Cumhurbaşkanımız sistemden bahsederken aslında bir düşüncenin de değişmesi gerektiğini ifade ediyor. BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü, Batı'nın yerleşik kurumlarına ve Amerikan hegemonyasına karşı savunma ve ekonomi bağlamında bir itirazdır. Mekke İttifakı ise Türkiye merkezli olarak tarihi, kültürel ve dinsel bağları olan ülkelerin bir çözüm arayışıdır. Klasik realist teoride devletlerin üstünde onları cezalandıracak bir mekanizma olmadığı için devletler sorunları güç üzerinden çözüyor. BM'nin bu güç merkezli yaklaşımdan çıkıp adil kararlar alan bir üst merci olması şarttır, aksi halde sorunlar çözülemez." değerlendirmesinde bulundu.
Eski Tek Kutuplu Dönem Sona Erdi
Birleşmiş Milletler'in güvenlik teminatı verememesi nedeniyle devletlerin yeni ittifaklara yöneldiğini vurgulayan terör ve güvenlik uzmanı İbrahim Keleş ise, uluslararası sistemdeki dönüşümü şu sözlerle aktardı: "İnsanlığın bir arayışı var. Sebebi, Birleşmiş Milletler'in yeterince bir güvenlik sağlayamamasıdır. Artık eski iki kutuplu ya da tek kutuplu dünya bitti. Devletler tek başlarına saldırılara yetemedikleri için ekonomik, siyasi ve askeri güçlerini bir araya getirerek paktlar kuruyor. BRICS ülkelerinin toplam nüfusu 3,5 milyar ile dünya nüfusunun neredeyse yüzde 40'ını oluşturuyor. Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ın yer aldığı Mekke Anlaşması'nın nüfusu ise 370 mijyondur. Amerika SWIFT sistemiyle dünyayı ahtapot gibi kontrol altına almışken, Şanghay İşbirliği Örgütü milli para birimleriyle alışverişi hedefliyor. Devletler bunun gibi alternatif çözümler geliştiriyor."
Yargı Gücünün Eksikliği ve Hukukun Arkasından Dolanılması
BM'nin denetleyici ve cezalandırıcı bir yargı organından yoksun olmasının sistemin kilitlenmesine yol açtığına işaret eden İbrahim Keleş, veto hakkının adaletsizliğine değindi: "Birleşmiş Milletler'in askeri ve yaptırım gücü yoktur, devletler gönüllü olarak asker verirse müdahale ediliyor. Devletlerin meşruiyeti de BM'den geçiyor. Bu aslında BM'nin büyük bir gücüdür. BM'de yasama Genel Kurul'da, yürütme Güvenlik Konseyi'ndedir ama bağımsız bir yargı yoktur. Eksik burada olduğu için yürütmede eşit oy hakkı olmadığı için doğru dürüst karar çıkmıyor. Cumhurbaşkanımız dünya 5'ten büyüktür diyor ama dünya 1'den de büyüktür. Çünkü veto hakkına sahip bir üye hayır dediği zaman karar çıkmıyor ve bir devlet koca bir dünyayı teslim alıyor."
Uluslararası hukukun tanıdığı kısıtlamaları aşmak için kavramların manipüle edildiğini belirten Dr. Cihan Günyel, "Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin kapatılması veya kararlarına uyulmaması yönünde açıklamalar yapılıyor. Savaş suçu işlemiş birinin cezasının affedilmesi insanlık vicdanını yaralar. Devletler sözleşmelerdeki savaş açma yasaklarını delmek için savaş yerine 'özel askeri harekat' veya 'operasyon' kılıfını kullanarak uluslararası hukuku çiğniyor." tespitini yaptı.
İlgili haber: Türkiye'nin Kara Para ve Terör Finansmanıyla Mücadelesine Uluslararası Onay
Keleş de bu görüşü destekleyerek, büyük devletlerin "özel operasyon" gibi tanımlamalarla doğrudan savaş yürütmelerine rağmen hukuki sorumluluktan kaçtıklarını ve mevcut sistemi tamamen tıkadıklarını dile getirdi.











Yorum Yap