Kayseri'de Kültepe İçin UNESCO Heyecanı: 2028 Hedefi
UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde bulunan Kültepe-Kaniş-Karum Arkeolojik Alanı'nın 2028 yılında kalıcı listeye alınması için görüşülecek. Bu gelişme, Kayseri'nin uluslararası tanınırlığını artıracağı beklentisiyle şehirde büyük bir heyecan yarattı.

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Kültepe-Kaniş-Karum Arkeolojik Alanı'nın, 2028 yılında Dünya Mirası Kalıcı Listesi'ne dahil edilmesi yönündeki görüşmeler Kayseri'de büyük bir heyecanla karşılandı. Kapadokya-Kültepe-Koramaz Tarih, Kültür, Eğitim ve Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Osman Özsoy, Kültepe'nin kalıcı listeye girmesinin şehrin küresel ölçekteki saygınlığını ve tanınırlığını pekiştireceğini ifade ederek, "Kayseri’nin kalıcı listede henüz bir eseri yok. Bu nedenle Kültepe’nin kalıcı listeye alınması şehrimiz için büyük bir gurur kaynağı olacak" dedi.
2014 yılında geçici listeye alınan Kültepe'nin kalıcı listeye geçiş süreci için 2028 yılında değerlendirmelerin yapılacağı açıklandı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Osman Özsoy, 2021 yılında kurulan ve çoğunluğu akademisyenlerden oluşan 30'dan fazla üyesi bulunan derneğin hedeflerine değindi. Kayseri'nin, Aksaray, Niğde, Nevşehir ve Kırşehir ile birlikte Kapadokya bölgesini oluşturan beş şehirden biri olduğunu hatırlatan Özsoy, şehirde UNESCO Geçici Listesi'nde iki önemli değer bulunduğunu; bunlardan Kültepe'nin 2014, Koramaz Vadisi'nin ise 2020 yılında listeye girdiğini belirtti.
İlgili haber: Adana'da Kültür Yolu Festivali Coşkusu Başladı
Prof. Dr. Osman Özsoy, derneğin kuruluş amacını şu sözlerle anlattı: "Dernek 2021 yılında kuruldu. Çoğunluğu akademisyen olmak üzere 30’un üzerinde üyemiz var. Kayseri; Kapadokya bölgesinin 5 şehrinden bir tanesi, Aksaray, Niğde, Nevşehir, Kırşehir ve Kayseri. Bu yüzden Kapadokya ilk sırada. Kayseri’de iki yer; UNESCO’nun Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer almakta. Bunlardan bir tanesi Kültepe 2014 yılında, diğeri de 2020 yılında Koramaz Vadisi oldu. Genel tecrübemizin bize söylediği ve gidişata baktığımız zaman sivil toplum kuruluşunun oluşturulması ve bu iki kültür varlığımızı desteklemek için böyle bir adım atmayı uygun gördük".
Kültepe'nin kalıcı listeye alınma şansının yüksek olduğunu vurgulayan Özsoy, alanın 1948'den beri Türk Tarih Kurumu tarafından desteklendiğini ve Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu gibi kazı başkanlarının büyük emekler verdiğini belirtti. Yazının Anadolu'ya ilk giriş kapısı olması ve ticaret kayıtlarının sistematik yapısıyla Kültepe'nin literatürde çok güçlü bir yere sahip olduğunu ekledi. Koramaz Vadisi hakkında da bilgi veren Özsoy, vadinin Ihlara Vadisi ile benzer boyutlarda olduğunu, içinde yedi yerleşim yerinin canlı olduğunu, fosillerden kaya oyma dini yapılara, yeraltı şehirlerinden Mimar Sinan'a kadar pek çok özelliği barındırdığını söyledi. Özsoy, "Bütün bunları düşündüğümüz vakit geçici listede olan gerek Kültepe’nin gerekse Koramaz Vadisi’nin kalıcı listede yer alması en büyük arzumuz. Bunun için bizim dememizle olmuyor, bir alt yapının olması gerekiyor, alan başkanlığının altında bir yönetim, istenilen uluslararası ölçekte tanıtımın yapılması oldukça önemli. Burada en şanslı Kültepe gözüküyor. Bu da gurur kaynağımız olacak" ifadelerini kullandı.
Kültepe'nin kalıcı listeye girmesinin Türkiye'nin kültürel değerini de artıracağını savunan Özsoy, "Kayseri’nin kalıcı listede bir eseri yok. Bu yüzden geçici listedeki değerlerimizin kalıcı liste için oylanması Kayseri’nin değerini kat kat artıracak. Bu noktada heyecanlıyız. Kalıcı listede olmanın en önemli tarafı, tüm dünyanın ortak mirası haline gelmeniz. Nasıl ki Amerika’da, İspanya’da ve İtalya’da UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’nde bulunan varlıklar bizim de ortak mirasımızsa, Kayseri ve Türkiye için de aynı durum söz konusu olacak" şeklinde konuştu.
İlgili haber: İTÜ'lü Mimarlık Öğrencilerinden Küçükköy'ün Tarihi Mirasına Akademik Destek
Kalıcı listede yer almanın koruma çalışmaları, uluslararası destekler ve bilimsel araştırmalar açısından öncelik sağlayacağını, bunun uzun vadede şehre büyük katkılar sunacağını belirten Prof. Dr. Osman Özsoy, sürece destek veren yerel yönetimlere, merkezi hükümete ve Türk Tarih Kurumu'na teşekkürlerini sundu.











Yorum Yap