Kahve Tüketiminde Gizli Kalori Tehlikesi
Kilo kontrolü sürecinde doğru tüketildiğinde faydalı olan kahve, yanında tercih edilen şekerli gıdalar nedeniyle kalori dengesini bozabiliyor. Uzmanlar, fincan sayısından ziyade toplam kafein miktarına ve kişisel beslenme düzenine odaklanılması gerektiğini vurguluyor.

Günlük yaşamın vazgeçilmezleri arasında yer alan kahve, doğru tüketim alışkanlıklarıyla kilo kontrolü sürecine destek verebilir. Ancak kahvenin yanında tüketilen tatlı, bisküvi ve benzeri yüksek kalorili yiyecekler, fark edilmeden günlük enerji alımını artırarak diyet dengesini bozabiliyor. Medicana Ataköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, kahve tüketiminin kişinin sağlık durumu, beslenme düzeni, uyku alışkanlıkları ve kafein duyarlılığına göre planlanması gerektiğini belirtti.
Sade Türk kahvesinin düşük kalorili olduğunu ifade eden Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, "Kilo kontrolü açısından değerlendirildiğinde, şekersiz Türk kahvesi düşük kalorili bir içecek olarak beslenme planında yer alabilir. Kahvenin enerji değerini asıl artıran unsurlar ise içerisine eklenen şeker ve yanında tüketilen yüksek kalorili yiyeceklerdir. Bu nedenle kilo verme sürecinde olan kişilerin kahveyi tamamen hayatından çıkarması gerekmeyebilir. Ancak kahve tüketiminin yanında farkında olmadan düzenli şekilde tatlı tüketilmesi, günlük enerji alımının yükselmesine neden olabilir" dedi.
İlgili haber: Iğdır'da Tırın Hafif Ticari Aracı Takip Edip Çarptığı Anlar Kameraya Yansıdı
Kahve molalarının nasıl değerlendirildiğinin kritik olduğunu belirten Yılmaz, "Sade kahve ile birlikte her gün lokum, çikolata veya başka bir tatlı tüketmek zaman içerisinde fark edilenden daha fazla enerji alımına neden olabilir. Türk kahvesinin yanında lokum ikram edilmesi kültürel bir gelenek olsa da beslenme açısından kahvenin yanında mutlaka lokum tüketilmesi gerekmiyor. Özellikle kilo kontrolü hedefleyen kişilerin lokumu her kahve tüketiminde rutin haline getirmek yerine, porsiyon ve tüketim sıklığına dikkat etmesi önem taşıyor. Lokum tüketilecekse miktarın küçük tutulması ve bunun günlük beslenme düzeninin bütünü içerisinde değerlendirilmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.
Bitter çikolata tüketimine de değinen Uzm. Dyt. Yılmaz, "Yüksek kakao içeren bitter çikolata küçük porsiyonlarda tercih edilebilir. Bununla birlikte bitter çikolatanın da enerji içerdiği unutulmamalı. 'Bitter' olması, sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmiyor. Kahvenin yanında tatlı tüketmek fizyolojik bir zorunluluk değil, çoğu zaman bir alışkanlıktır. Kişi bu alışkanlığın farkında olarak porsiyonunu kontrol edebilir. Örneğin küçük bir porsiyon çikolata ile yetinmek, büyük miktarlarda tatlı tüketmekten farklıdır" ifadelerini kullandı.
Türk kahvesinin doğrudan bir zayıflama aracı olmadığını vurgulayan Ayça Sena Yılmaz, "Kahve ve özellikle kafein, metabolizma ve enerji harcaması üzerinde bazı etkiler oluşturabilse de Türk kahvesini doğrudan bir zayıflama veya yağ yakma yöntemi olarak görmek doğru değil. Kilo kaybının temelini sürdürülebilir bir enerji dengesi, yeterli ve dengeli beslenme, fiziksel aktivite ve kişinin yaşam tarzına uygun alışkanlıklar oluşturuyor. Bu nedenle kahveyi 'yağ yakıcı' bir ürün gibi değerlendirmek yerine, dengeli beslenme düzeninin içerisinde uygun miktarda tüketilebilecek bir içecek olarak görmek gerekiyor" dedi.
Kahvenin tüketim zamanı ve mide sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Uzm. Dyt. Yılmaz, "Ancak özellikle mide hassasiyeti, reflü veya kahve sonrasında mide yanması yaşayan kişilerin aç karnına kahve tüketmekten kaçınması gerekebilir. Kişide mide yanması, rahatsızlık, çarpıntı veya huzursuzluk gibi yakınmalar ortaya çıkıyorsa kahvenin miktarı ve tüketim zamanı yeniden değerlendirilmelidir. Kahvenin içerdiği kafein, bazı kişilerde uykuya dalmayı zorlaştırabilir veya uyku kalitesini etkileyebilir. Bu nedenle özellikle kafeine duyarlı kişilerin öğleden sonra ve akşam saatlerinde kahve tüketimine dikkat etmesi gerekiyor. Sağlıklı yetişkinlerde günlük toplam kafein miktarının değerlendirilmesi gerekiyor. Çünkü yalnızca Türk kahvesi değil; çay, filtre kahve, enerji içecekleri, kola ve kakao içeren bazı ürünler de günlük kafein alımına katkıda bulunabiliyor. Bu nedenle gün içerisindeki tüm kafein kaynaklarının birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor. Özellikle çarpıntı, huzursuzluk, titreme, mide rahatsızlığı veya uyku problemi yaşayan kişilerin kahve tüketimini azaltması ve kişisel toleranslarını dikkate alması gerekiyor" şeklinde uyarılarda bulundu.
İlgili haber: Demirözü'nde 2027 Yılı ÇKS Başvuru Süreci Sürüyor
Son olarak kahvenin yanında su tüketimi konusuna değinen Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, Türk kahvesinin yanında su ikram edilmesinin hem kültürel hem de pratik açıdan güzel bir alışkanlık olduğunu, ancak suyun yalnızca kahvenin vücudu susuz bıraktığı düşüncesiyle tüketilmesi gerektiği yönündeki kesin yaklaşımın doğru olmadığını belirtti.











Yorum Yap