Sağlık

Meme Kanserinde Cerrahi Yöntemler Tümörün Özelliklerine Göre Belirleniyor

Genel Yayın Yönetmeni5 Ekim 2026 10:572 görüntülenme5 dk okuma

Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Kemal Dursun, meme kanseri cerrahisinde tümörün evresi, konumu, biyolojik özellikleri ve hastanın genel sağlık durumunun belirleyici olduğunu vurguladı. Erken tanının meme koruyucu cerrahi ve lenf bezlerinin korunması açısından kritik önem taşıdığı belirtildi.

Meme Kanserinde Cerrahi Yöntemler Tümörün Özelliklerine Göre Belirleniyor
Haberi Dinle
--:----:--

Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Kemal Dursun, meme kanseri tedavisinde cerrahi müdahale kararının; tümörün evresi, memedeki konumu, büyüklüğü, biyolojik karakteristikleri, hastanın genel sağlık durumu ve tedavi sonrası beklentileri doğrultusunda verildiğini açıkladı. Erken teşhisin, hem meme koruyucu cerrahinin uygulanabilirliği hem de koltuk altı lenf bezlerinin korunması açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Uzm. Dr. Dursun, her meme kanseri tanısı alan hastaya doğrudan cerrahi operasyon uygulanmadığını belirtti. Dr. Dursun, "Cerrahi kararında tümörün evresi, hastanın genel durumu ve tümörün biyolojik özellikleri dikkate alınıyor. Bazı hastalarda ameliyat öncesinde sistemik tedaviler uygulanarak tümörün küçültülmesi ve cerrahi tedaviye uygun hale getirilmesi hedeflenebiliyor" dedi.

Meme koruyucu cerrahinin özellikle erken evre vakalarda tercih edilebildiğini kaydeden Uzm. Dr. Dursun, "Meme koruyucu cerrahi, negatif cerrahi sınır elde edilebilecek, geride yeterince sağlam meme dokusu bırakılabilecek ve ameliyat sonrasında radyoterapi uygulanabilecek hastalarda tercih edilebiliyor. Burada yalnızca tümörün boyutuna değil, tümörün meme dokusuna oranına da bakıyoruz. Aynı boyuttaki bir tümör büyük bir memede meme koruyucu cerrahiyle çıkarılabilirken, daha küçük bir memede kozmetik açıdan uygun sonuç elde edilemeyebileceği için mastektomi gündeme gelebiliyor" şeklinde konuştu.

İlgili haber: Diyarbakır'da Kamyon ve Taksi Çarpıştı: 1 Yaralı

Tümörün memedeki yerleşiminin cerrahi planlamayı doğrudan etkilediğini belirten Uzm. Dr. Dursun, "Perifer yerleşimli tümörler daha uygun kozmetik sonuçlarla çıkarılabilirken, meme başına yakın tümörlerde meme başının çıkarılması veya meme başını korumaya yönelik onkoplastik ve kozmetik cerrahi yöntemlerin değerlendirilmesi gerekebiliyor" ifadelerini kullandı.

Bazı durumlarda memenin tamamının alınmasının zorunlu olabileceğini aktaran Uzm. Dr. Dursun, "Tümörün memeye oranının yüksek olması, memede birden fazla bölgede tümör bulunması, tümörün tamamının çıkarılmasının mümkün olmaması veya radyoterapi uygulanamaması durumlarında memenin tamamının alınması gündeme gelebiliyor. Enflamatuar seyreden meme kanseri türlerinde ve bazı genetik risk taşıyan hastalarda da mastektomi seçeneği değerlendirilebiliyor" dedi.

Ameliyat öncesi sistemik tedavilerin önemine değinen Dr. Dursun, "Neoadjuvan tedavi özellikle üçlü negatif ve HER2 pozitif meme kanserlerinde, ayrıca inflamatuar meme kanserinde uygulanabiliyor. Bunun yanında lokal ileri meme kanserlerinde tümörü küçülterek hastayı meme koruyucu cerrahiye uygun hale getirmek amacıyla da neoadjuvan tedavilerden yararlanılabiliyor" açıklamasında bulundu.

Koltuk altı lenf bezlerinin değerlendirilmesinin tedavi sürecindeki rolüne dikkat çeken Uzm. Dr. Dursun, "Koltuk altındaki lenf bezlerinin durumu hastalığın evresinin belirlenmesine, neoadjuvan tedavi kararına ve prognozun değerlendirilmesine yardımcı oluyor. Neoadjuvan tedavi sonrasında alınan yanıt da ameliyat sonrası uygulanacak tedavinin planlanmasında dikkate alınıyor" dedi.

Cerrahi planlamada yaşın tek başına belirleyici olmadığını, genel sağlık durumunun ön planda olduğunu vurgulayan Dr. Dursun, "Yaştan ziyade hastanın genel sağlık durumu belirleyici oluyor. Özellikle ileri yaşta, luminal grupta, lenf nodu negatif ve eşlik eden hastalıkları bulunan bazı hastalarda cerrahi tedavi öncelikli olarak düşünülmeyebiliyor. Genç hastalarda ise onkoplastik meme koruyucu cerrahi ve BRCA gen mutasyonlarının değerlendirilmesi ön plana çıkabiliyor" şeklinde konuştu.

Tedavi kararında hastanın beklentilerinin de göz önünde bulundurulduğunu belirten Uzm. Dr. Dursun, "Kitle-meme oranı, tümörün birden fazla odakta bulunması, sağlam cerrahi sınır elde edilip edilemeyeceği, ameliyat sonrası radyoterapi uygulanıp uygulanamayacağı, kanserin inflamatuar veya lokal ileri evrede olup olmadığı, beklenen kozmetik sonuç, gen mutasyonu durumu ve hastanın beklentileri birlikte değerlendiriliyor" dedi.

İlgili haber: Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi'nde Güneş Enerjisi Dönemi Başladı

Operasyon sonrası sürecin patoloji raporlarına göre şekillendiğini ifade eden Uzm. Dr. Dursun, "Ameliyat sonrasında patoloji sonucu değerlendirilerek hastanın yeniden evrelemesi yapılıyor ve buna göre adjuvan tedavi planlanıyor. Meme koruyucu cerrahi uygulanan hastalarda radyoterapi tedavinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Hormon reseptörü pozitif hastalarda hormon tedavisi, HER2 pozitif hastalarda HER2 reseptörünü hedefleyen ilaç tedavileri, üçlü negatif hastalarda ise uygun tedaviler planlanıyor" diyerek sözlerini tamamladı.

İlgili Haberler

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap

... + ... = ?

Bunlari da Okuyun