Kahve Tüketiminde Doğru Zaman ve Miktar Hayati Önem Taşıyor

Uzmanlar, kafein tüketiminde miktar kadar zamanlamanın da kalp ve uyku sağlığı açısından kritik olduğunu vurguluyor. Günde 400 miligramı aşmayan ve saat 15.00-16.00'dan sonra sonlandırılan kahve tüketimi, olası sağlık risklerinin önüne geçiyor. Ayrıca katkı maddesiz ve filtre kahve tercih edilmesi öneriliyor.
Uzmanlar, kahve ve çayın türü, hazırlanma şekli ile tüketildiği saatlerin sağlık üzerinde belirleyici olduğunu vurgulayarak, kalp hastalığı, ritim bozukluğu, hipertansiyon ve demir eksikliği yaşayan kişilerin kafein tüketiminde daha hassas davranması gerektiğini belirtiyor.
Günlük kafein alımının ölçülü tutulması; çarpıntı, uyku problemleri ve tansiyon artışı gibi olumsuzlukların önlenmesi bakımından büyük önem arz ediyor. Kahvelere ilave edilen şeker, krema ve çeşitli tatlandırıcıların kan şekeri ile kolesterolü yükseltebildiği, bu durumun da damar sertliği ve tıkanıklıklarını ilerletebileceği ifade ediliyor.
İlgili haber: Dokuz büyük oyun şirketine tüketici hakları soruşturması
Kafeinin uyarıcı özelliği nedeniyle uyku kalitesini olumsuz etkileyebileceği, bu sebeple günün ilerleyen saatlerinde tüketimin kısıtlanması ve çocukların kafeinli içeceklere alıştırılmaması gerektiği kaydediliyor.
Prof. Dr. Cihangir Uyan, kafeinin ölçülü tüketilmesi durumunda sağlık açısından bir sakınca yaratmadığını belirterek, filtre kahve dışındaki bazı kahve çeşitlerinin ile krema ve şeker içeren alternatiflerin kolesterol ve kan şekerini artırabileceğini aktardı. Uyan, bu durumun kalp-damar hastalıkları için önemli birer risk faktörü olduğunu dile getirdi.
Prof. Dr. Cihangir Uyan, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Günlük kafein tüketimi sınırı 400 miligramdır. Kişi bu miktarı geçtiği zaman özellikle çarpıntıyı tetikleyici ve diğer sıkıntılı etkileri ortaya çıkabiliyor. 400 miligram da yaklaşık 4 Türk kahvesi fincanına denk geliyor. Kafeinin uyarıcı etkisi nedeniyle özellikle uykuyu kaçırıcı etkisi var. Kalp sağlığı için hastalarımızda günlük 6 saatlik düzenli uykuyu öneriyoruz. Dolayısıyla gece kahvelerini azaltmak veya tüketmemek lazım. Hastalarımıza günlük bir fincan kahve içmelerini öneriyoruz. Filtrenin özellikle yağ ve kolesterol içerici, kafein kısmını tutucu etkisi bulunduğu için filtre kahve tercih edilmeli."
Çay ve kahve gibi kafeinli içeceklerin kansızlık ve demir eksikliği olan hastalarda bağırsaklarda demir emilimini azalttığı için önerilmediğini belirten Uyan, hamileler ile çocukların da bu konuda dikkatli olması gerektiğini, gebelikte çarpıntıyı tetikleyen kafeinin bırakılması icap ettiğini bildirdi. Uyan, "Her şeyin aşırısı her yönden zarar. Dolayısıyla bunu belli ölçüde tüketerek hayatımıza devam etmek en akıllıca olan. Bu, kalp sağlığı yönünden çarpıntıları tetiklemeden, kolesterolümüzü, şekerimizi yükseltmeden dikkat etmemiz gereken en uygun yol" dedi.
Uzm. Dr. Servet Emir ise kafeinin uykuyu baskılayan adenosin reseptörleri üzerinden etki gösterdiğine işaret ederek, şunları kaydetti:
"Aslında yorgunluğumuzu alan bir şey değil ama yorgunluğu hissetmemizi engelleyen ürün. Kafeinin yarı ömrü yaklaşık 4-6 saat. Böyle olunca da uzun süre kanımızda kalıyor ve temizlenmesi gerekiyor. Vücudumuzda hücrenin yenilenmesi, tekrar toparlanması için kaliteli uykunun olması gerekiyor. Dolayısıyla kafein alımını saat 15.00-16.00 gibi kesmek gerekiyor ki akşam uyku düzenimizi bozmasın, uyku kalitemizi azaltmasın."
İlgili haber: Gebe Okulları 3,1 Milyondan Fazla Kadını Doğuma Hazırladı
Yüksek miktarda kafein alımının damar kasılmasına yol açarak çarpıntı ve tansiyon yükselmesine sebep olabileceğini belirten Servet Emir, çekirdek kahveden elde edilmesi şartıyla günlük 2-3 fincan Türk kahvesi veya espresso tüketiminin karaciğer yağlanması ve fibrozise karşı koruyucu olabileceğini sözlerine ekledi.










Yorum Yap