Dünya

İletişim Başkanı Duran: Bu 100. yıl, kuşkusuz her iki ülke için de stratejik bir dönüm noktasıdır

Genel Yayın Yönetmeni21 Eylül 2026 21:23Ajans: TRT Haber0 görüntülenme6 dk okuma

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türk-Amerikan diplomatik ilişkilerinin 100. yılının uluslararası sistem açısından kritik bir döneme denk geldiğine belirterek, "2027 yılı, her iki ülkenin de uluslararası sistemdeki rollerini yeniden tanımladığı bir dönem olacaktır. Bu 100. yıl, kuşkusuz her iki ülke için de stratejik bir dönüm noktasıdır" dedi.

İletişim Başkanı Duran: Bu 100. yıl, kuşkusuz her iki ülke için de stratejik bir dönüm noktasıdır

[Fotoğraf: AA Arşiv] İletişim Başkanı Duran, New York'ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu haftasında düzenlenen "100. Yıla Girerken Türkiye-ABD İlişkileri" başlıklı panelde, Türk-Amerikan diplomatik ilişkilerinin 100. yılına ilişkin açıklamalarda bulundu.

"Kritik bir tarihsel dönemeçten" geçildiğine ve bu dönemde iki ülke arasındaki ilişkilerin çok önemli olduğuna dikkati çeken Duran, "Uluslararası sistemin bizzat yeniden şekillendiği bir dönemden geçmekteyiz. 2027 yılı, her iki ülkenin de uluslararası sistemdeki rollerini yeniden tanımladığı bir dönem olacaktır. Bu 100. yıl, kuşkusuz her iki ülke için de stratejik bir dönüm noktasıdır." ifadesini kullandı.

İlgili haber: Gazze'de Saldırılar Sürüyor: Son 48 Saatte 10 Kişi Hayatını Kaybetti

Türkiye ile ABD arasındaki diplomatik ilişkilerin 1927'de başladığında yeni kurulan bir uluslararası sistemin içine doğduğunu anlatan Duran, "Yüz yıl sonra bugün, mevcut uluslararası düzen bir kez daha yeniden yapılanma sürecinden geçmektedir." değerlendirmesini yaptı.

Duran, bugünün uluslararası düzeninde gücün birden fazla merkez arasında dağıldığını ve bölgesel aktörlerin her zamankinden daha fazla önem kazandığını vurgulayarak, ekonomik karşılıklı bağımlılıkların sürdüğünü ve jeopolitik rekabetin derinleştiğini kaydetti.

"Yeni güç siyaseti, teknolojik gelişmelere dayalı yeni meseleleri beraberinde getirmiştir. Dolayısıyla ülkelerimiz tüm bu sistemik, bölgesel ve teknolojik dönüşümleri aynı anda yönetmek zorundadır." diyen Duran, bu yönüyle Türkiye'nin hayati adımlar attığını belirtti.

Washington-Ankara ilişkilerinin önemini, "Türkiye-ABD ilişkilerinin tarihi, birçok açıdan geçen yüzyıldaki dünya tarihinin bir özeti niteliğindedir." sözleriyle dile getiren Duran, iki ülke arasındaki ilişkinin, sürekli ve doğrusal bir ilerleme modelinden değil, ilişkinin işlevsel uyum sağlama kapasitesinden kaynaklandığını vurguladı.

Duran, değişen koşullara uyum sağlama yeteneğinin Türkiye açısından önemli bir güç kaynağı olduğunu anlatarak, 100 yıl önce Türkiye Cumhuriyeti'nin önceliğinin diplomatik normalleşme ve egemenliğinin tanınması olduğunun altını çizdi.

İki ülke arasındaki "stratejik dönüşümün" 2. Dünya Savaşı'ndan sonra gerçekleştiğini kaydeden Duran, "Savaş sonrası dönem, Türkiye-ABD ilişkilerinin dinamiklerini temelden değiştirmiştir. İlişki, diplomatik angajmandan stratejik bütünleşmeye doğru ilerlemiştir. Bu noktadan sonra Türkiye, Avrupa ve Akdeniz güvenlik ortamının parçası haline gelmiştir." diye konuştu.

Soğuk Savaş boyunca hem Türkiye'nin hem de ABD'nin ortak stratejik tehditlerle karşı karşıya kaldığını ifade eden Duran, özellikle Kıbrıs sorunu ve savunma ilişkilerindeki krizler gibi konularda ciddi anlaşmazlıklar yaşandığını hatırlattı.

İletişim Başkanı Duran, "Lakin ittifaklar, her zaman tam bir mutabakat üzerine kurulmayabilir. Başarılı ittifaklar, görüş ayrılıklarını yönetmeye yönelik mekanizmalara sahiptir." diyerek, ikili ilişkilerin sorunları çözme kapasitesine vurgu yaptı.

Türkiye ile ABD'nin en zorlu dönemlerde dahi diyaloğu sürdürmüş olmalarının, "Türkiye-ABD ilişkilerinin stratejik dayanıklılığının" bir göstergesi olduğunu ifade eden Duran, "Zaman içinde, ortak işbirliği alanlarımız kurumsallaşmış bir diyalog geleneğinin oluşmasına katkı sağlamıştır. Bu diyalog, ilişkilerimizin geleceği açısından son derece önemlidir." dedi.

Duran, Türk-Amerikan ilişkilerinde "güçlü siyasi irade ve liderler arasındaki diyaloğun" önemine işaret ederek, "Günümüzde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başkan Donald Trump arasındaki doğrudan diyalog, yıllardır çözümsüz kalan meselelerde ilerleme kaydedilmesi için yeni bir alan açmıştır." ifadesini kullandı.

İki liderin doğrudan temaslarının daha yapıcı bir ortamın oluşmasına katkı sağladığını söyleyen Duran, üst düzey siyasi liderliğin Türkiye-ABD ilişkilerindeki önemine dikkati çekti.

Duran, devletlerin ve uluslararası sistemlerin değiştiğini anlatarak, "Yeni yüzyıl, Türkiye ile ABD'nin birbirlerine ilişkin mevcut algılarını yeniden değerlendirmelerini gerektirmektedir." dedi.

Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğinin "kriz yönetimi tarafından" şekillendirilemeyeceğini vurgulayan Duran, "Suriye, terörle mücadele ve savunma önemini koruyacaktır ancak stratejik bir ortaklık, aynı zamanda yeni işbirliği alanları da oluşturmalıdır." diye konuştu.

Duran, yeni yüzyılda Ankara ile Washington arasında savunma sanayisi, enerji, ticaret, yatırım, ileri teknoloji, yapay zeka, akademi, bilim, tedarik zincirleri ve kritik mineraller gibi alanların işbirliğini şekillendiren kritik başlıklar olduğuna dikkati çekerek, "Stratejik ilişkiler, yalnızca görüş ayrılıklarını yönetmekle kalmamalı, aynı zamanda yeni fırsatlar da yaratmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Güçlü ortaklıkların, yetkin ortaklar gerektirdiğini ve modern ittifakların bağımlılık üzerine inşa edilemeyeceğini vurgulayan Duran, Türkiye'nin savunma sanayisi, askeri kapasitesi, diplomatik erişimi, enerji ve ulaştırma bağlantıları ile kriz yönetme kabiliyetinin çok önemli stratejik avantajlar olduğunun altını çizdi.

Duran, temmuzda Ankara'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi'nin önemine işaret ederek, müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlenmesi ve savunma sanayisi alanında daha derin işbirliği yapması gerektiğini kaydetti.

Türk-Amerikan ilişkilerinin, aynı zamanda toplumlar arasında bir ilişki olduğuna işaret eden Duran, "İkinci yüzyıl, yalnızca hükümetler tarafından inşa edilemez. Türk-Amerikan ilişkisi, aynı zamanda toplumlar arasındaki bir ilişkidir. ABD'de yaşayan Türk toplumu, ülkelerimiz arasında uzun yıllardır kalıcı bir köprü görevi görmektedir." dedi.

İlgili haber: Bakan Hakan Fidan'dan Küresel Ticaret Yolları ve Güvenlik Uyarısı

Duran, Atlantic Records'un kurucusu Ahmet Ertegün'den Nobel Ödüllü bilim insanı Aziz Sancar'a kadar ABD'deki Türk toplumunun kıymetli isimleri çıkardığını anımsatarak, birçok ismin Amerikan bilimine, kültürüne ve sanatına kalıcı katkılarda bulunduğunu söyledi.

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap

... + ... = ?

İlgili Haberler

Hürmüz Boğazı'nda Petrol Tankeri Deniz Mayınına Çarptı
Dünya1 dk okuma

Hürmüz Boğazı'nda Petrol Tankeri Deniz Mayınına Çarptı

Hürmüz Boğazı'nın doğusunda yasak bölgede seyreden bir petrol tankeri, deniz mayınına çarparak alev aldı. İran donanması, geminin uyarıları dikkate almadığını ve navigasyon sistemlerini kapattığını bildirdi.

Genel Yayın Yönetmeni
07 Kasım 2026 15:19
Gazze'de Şiddetli Yağışlar Felakete Yol Açtı: 70 Bin Çadır Sular Altında
Dünya1 dk okuma

Gazze'de Şiddetli Yağışlar Felakete Yol Açtı: 70 Bin Çadır Sular Altında

Gazze Şeridi'nde etkili olan şiddetli yağışlar, yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı yaklaşık 70 bin çadırı sular altında bıraktı. Fırtınanın neden olduğu maddi zararın 3 milyon dolar olduğu belirtilirken, bölgede ciddi yaralanmalar ve yapı yıkımları meydana geldi.

Genel Yayın Yönetmeni
07 Kasım 2026 14:58
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Cumhurbaşkanı Aliyev'e Zafer Günü Tebriği
Dünya2 dk okuma

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Cumhurbaşkanı Aliyev'e Zafer Günü Tebriği

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan'ın 8 Kasım Zafer Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e bir tebrik mektubu gönderdi. Mektupta, Karabağ topraklarının özgürlüğüne kavuşmasının Türk dünyası için bir gurur kaynağı olduğu vurgulandı.

Genel Yayın Yönetmeni
07 Kasım 2026 14:35
Almanya Savunma Bakanı'ndan Zorunlu Askerlik Tartışmalarına Son Nokta
Dünya2 dk okuma

Almanya Savunma Bakanı'ndan Zorunlu Askerlik Tartışmalarına Son Nokta

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, gençlerin gerçekleştirdiği geniş çaplı protestoların ardından zorunlu askerliğe geri dönülmesine gerek kalmayabileceğini açıkladı. Gönüllü asker sayısındaki artışın personel ihtiyacını karşıladığını belirten Pistorius, mevcut eğilimin sürmesi durumunda zorunlu hizmet tartışmalarının kapanacağını ifade etti.

Genel Yayın Yönetmeni
07 Kasım 2026 14:35

Bunlari da Okuyun