Emine Erdoğan'dan Küresel Teknoloji Şirketlerine Karşı BM Çatısı Altında Birlik Çağrısı
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında düzenlenen uluslararası zirvede konuşan Emine Erdoğan, dijital platformların çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Erdoğan, çocukların dijital dünyadaki güvenliğini sağlamak amacıyla uluslararası ortak standartların belirlenmesi ve BM çatısı altında küresel adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu marjında, Türkiye'nin ev sahipliğinde ve Emine Erdoğan'ın himayesinde kapsamlı bir uluslararası etkinlik gerçekleştirildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, UNICEF ile BM Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilcisi Ofisi işbirliğiyle düzenlenen "Görünmeyen Mimari: Çocuklar için Güvenli Dijital Sistemler İnşa Etmek-Uluslararası Standartların ve Ortak Sorumluluğun Geliştirilmesi" başlıklı panele, çok sayıda lider eşi ve davetli katıldı. Emine Erdoğan, BM Genel Merkezi'ndeki organizasyon öncesinde misafirlerini kapıda karşılayarak bir süre sohbet etti.
BM'nin kuruluşundan bu yana insanlığın ortak sorunlarına çözüm arayan en önemli platformlardan biri olduğunu belirten Emine Erdoğan, çocukların esenliği adına atılan bu ortak adımdan büyük memnuniyet duyduğunu dile getirerek katkı sağlayan kurumlara teşekkür etti.
İlgili haber: Mansur Yavaş CHP'den İstifa Etti: Siyasete Bağımsız Olarak Devam Edecek
Konuşmasında dijital dünyanın çocuklar üzerindeki baskısına değinen Emine Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Çocuklar, zihinlerine ve dikkatlerine göz konulmuş, kullanıcı profiline indirgenmiş bir hedef kitleye dönüştürüldüler. Onları ekran başında tutmak isteyen davranış bilimciler, tasarımcılar ve nöro-bilimciler karşısında yapayalnız ve çaresizler."
Ekran maruziyetinin çocuk gelişimindeki derin zararlarına dikkat çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çocuklarda psikiyatrik ilaç kullanımının 5 yaşa kadar düşmesi, bağımlılık davranışları ve çocuk beyninde ekran kullanımıyla ilişkili biyolojik tahribat, bunlardan yalnızca birkaçı... Burada amacımız, elbette dijital platformları topyekün bir tehdit olarak kodlamak ya da teknoloji karşıtlığı noktasına savrulmak değil. Ancak teknolojinin bıçak sırtı bir mesele olduğunu da kabul etmek durumundayız. Kendi ellerimizle icat ettiğimiz teknolojinin, kendi amaçlarına hizmet edecek yeni bir insan tipini gözlerimizin önünde icat etmesine seyirci kalamayız. Zira dijital platformlar, çok uzun zamandır yalnızca bir iletişim mecrası değiller. Bireyler kadar toplumları da yönlendiren, hayatın her alanını yeniden tasarlayan güçlü sistemler. Ve ne yazık ki çocuğun iyiliği, kar odaklılıktan ve etkileşimi ne pahasına olursa olsun büyütme hedefinden sonra geliyor. O halde, bu baskıcı sistemlerin, çocuklar üzerindeki tahakkümünü kaldırmak zorundayız."
Dijital tehlikelerle mücadelenin yalnızca bireysel çabalarla ya da ebeveyn denetimiyle yürütülemeyeceğini savunan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Fakat karşımızdaki devasa algoritma mimarisiyle daha fazla dijital okuryazarlık ya da ebeveyn kontrolü gibi tedbirlerle mücadele edilemeyeceğinin de farkındayız. Ekran süresini sınırlamayı, basit bir irade meselesine indirgeyemeyiz. Çocuğun güvenliğini sağlama sorumluluğu, yalnızca ebeveynlerin değil hepimizindir. Sağlıklı bir dijital ekosistem kurmalı ve güvenliğin, dijital sistemlere sonradan eklenen bir özellik değil, tasarımın çıkış noktası olmasını sağlamalıyız. Teknoloji, insanlığın değerlerine yabancı, tanımsız, sınırsız, filtresiz ve görünmez tuzaklarla dolu bir alan haline gelmemelidir. İnsanlığın büyük hikayesinde açılmış yeni ve temiz bir sayfa olmalıdır."
Türkiye'nin çocukları dijital ortamların zararlarından korumaya yönelik yasal adımları erkenden attığına işaret eden Emine Erdoğan, tekil ulusal düzenlemelerin sınırlarına değinerek şu değerlendirmelerde bulundu:
İlgili haber: Adalar Belediyesi'nde Başkan Vekilliği Seçimini AK Parti Adayı Kemal Türkyılmaz Kazandı
"Türkiye olarak biz de bu önlemleri erkenden hayata geçirmiş bir ülkeyiz. Ancak şu bir gerçek ki küresel çapta faaliyet gösteren teknoloji şirketlerine karşı her ülkenin müstakilen düzenlemeler getirmesi, standartlaşmanın önüne geçiyor. Dolayısıyla ortak gayretlerimizi birleştirmeliyiz. Bu noktada, farklılaşan ulusal uygulamalardan ziyade ortak küresel standartlar geliştirmeliyiz. Bu standartları Birleşmiş Milletler çatısı altında birlikte oluşturmalıyız. Düzenli izleme ve raporlama mekanizmalarıyla ülkeler arasında ortak bir uygulama anlayışının geliştirilmesini sağlamalıyız. Teknoloji şirketlerinin ve dijital platformların hesap verebilirliğini güçlendirmeli, çocukların korunmasında eşit sorumluluk sahibi olmalarının zeminini hazırlamalıyız. Şahsen, insanlığın dijital geleceğini ancak bu adımları atarak başıboşluktan kurtarabileceğimize inanıyorum."











Yorum Yap