COP31'de İklim Krizi ve Sigortacılığın Kritik Rolü Vurgulandı
Türkiye'nin 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya'da ev sahipliği yaptığı COP31 kapsamında, iklim krizinin ekonomik ve toplumsal bir güvenlik meselesi olduğu belirtildi. Türkiye Sigorta Birliği ve Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, dayanıklı bir ekonomi için sigortacılığın temel yapı taşı olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya'da ev sahipliği yaptığı COP31, iklim risklerinin toplumsal ve ekonomik etkilerini dünya gündemine taşıyor. Türkiye Sigorta Birliği ve Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, yaptığı açıklamada iklim krizinin artık sadece çevresel bir sorun değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir güvenlik meselesi haline geldiğini ifade etti. Son dönemde meydana gelen aşırı hava olayları, seller ve kuraklığın, krizin gelecekte değil bugünde yaşandığını kanıtladığını belirten Yaşar, dayanıklılık kavramının yeniden tanımlanması gerektiğini söyledi.
Yaşar, "Bir sel yalnızca evleri ve araçları değil, üretimi, ticareti ve istihdamı da etkiliyor. Kuraklık, tarımsal üretimden gıda fiyatlarına kadar geniş bir alanda sonuçlar doğuruyor. İklim risklerini artık ekonomik kararlarımızın, yatırımlarımızın ve kalkınma politikalarımızın merkezine yerleştirmek zorundayız" dedi. Dayanıklılığın sadece felaket sonrası eski hale dönmek olmadığını, değişen şartlara uyum sağlamak ve yeni riskleri yönetmek olduğunu vurgulayan Yaşar, "Sigorta olmadan dayanıklı bir ekonomi inşa edilemez. Bir sonraki afete aynı kırılganlıklarla yakalanıyorsak, yaşadıklarımızdan yeterince ders çıkarmamışız demektir" ifadelerini kullandı.
İlgili haber: Batı Karadeniz'de Balık Bolluğuna Rağmen Balıkçılar Zararda
Sigortacılığın bir seçenek değil, zorunluluk olduğunu belirten Yaşar, politika yapıcılara çağrıda bulunarak, "Sigortayı yalnızca hasar sonrasında devreye giren bir tazminat mekanizması olarak gören anlayışı değiştirmek zorundayız. Buradan tüm politika yapıcılarına ve karar alıcılara çağrıda bulunuyorum: Sigortacılığı alınan kararların sonuçlarını güvence altına alan bir mekanizma olarak değil, o kararların daha en başından ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirin. Çünkü sigortanın olmadığı yerde riskin maliyeti ortadan kalkmıyor; vatandaşın, işletmenin ve nihayetinde kamunun üzerinde kalıyor. İklim krizine karşı dayanıklı bir ekonomi, güçlü bir sigorta sistemi olmadan inşa edilemez" şeklinde konuştu.
Öte yandan Quick Sigorta Genel Müdürü Eyüp Özsoy, ekim ayında Marmara Bölgesi'nde yaşanan sellerin mali bilançosuna değindi. Özsoy, sektör genelinde 12 bin 440 hasar dosyası açıldığını ve toplam bildirilen hasar büyüklüğünün 13,86 milyar liraya ulaştığını açıkladı. Sigortalılara yaklaşık 1,09 milyar lira tazminat ödendiğini ve süreçlerin devam ettiğini belirten Özsoy, "Bu rakamlar yalnızca sigorta güvencesi altındaki zararları gösteriyor. Sigortasız kayıpları da düşündüğümüzde afetin ekonomik boyutunun çok daha büyük olduğunu görüyoruz" dedi. Türkiye'deki sigorta koruma açığına dikkat çeken Özsoy, her dört araçtan sadece birinin kasko güvencesinde olduğunu ve elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla batarya ve elektronik sistemlerdeki gizli risklerin arttığını, bu nedenle uzman ekspertiz ve doğru teminat yapısının önem kazandığını belirtti.
İklim krizine karşı dayanıklılığın şehir planlamasından altyapıya, sanayiden tarıma kadar tüm ekonomik kararların risk yönetimiyle ele alınmasıyla mümkün olacağını söyleyen Ahmet Yaşar, sigortacılığın karar alma süreçlerinin merkezine yerleştirilmesi gerektiğini savundu. Yaşar, "Yeni bir şehir planlarken, altyapı yatırımı yaparken, sanayi tesisi kurarken veya tarımsal üretimi desteklerken riskin nasıl yönetileceği ve nasıl güvence altına alınacağı en başından düşünülmeli. Sigortacılığın başarısını da yalnızca ödediği tazminatla değil, korunmasına katkı sağladığı ekonomik ve toplumsal değerle ölçmeliyiz" dedi.
İlgili haber: Yunus Değirmenci, 8 Kasım KARDEMİR Direnişi'nin 32. Yıl Dönümünü Kutladı
COP31 kapsamında Türkiye Sigorta Birliği tarafından hayata geçirilen Insurance House girişimine destek verdiklerini belirten Yaşar; 11-12 Kasım'daki COP31 Küresel Sigorta ve Dayanıklılık Zirvesi ile 13-14 Kasım'da UNEP FI tarafından düzenlenecek COP31 Küresel Sürdürülebilir Sigorta Zirvesi'nin uluslararası iş birlikleri için kritik fırsatlar sunduğunu ifade etti. Yaşar, iklim finansmanının sadece karbon emisyonlarını azaltmakla sınırlı kalmaması gerektiğini, şehirlerin ve üretimin değişen şartlara hazırlanmasının da ciddi kaynaklar gerektirdiğini ve sigorta ile reasüransın bu süreçteki rolünün önemini vurguladı.











Yorum Yap