Çocukların Duygusal Gelişiminde Ailenin Kritik Rolü
Klinik Psikolog Enise Öziç, ailenin çocukların duygusal dünyasını tanıdığı ilk sosyal ortam olduğunu vurguladı. Ebeveynlerin duyguları yönetme biçiminin çocukların özgüveni ve stresle başa çıkma becerileri üzerinde belirleyici olduğunu belirtti.

Klinik Psikolog Enise Öziç, çocukların duygusal gelişim sürecinde ailenin temel bir rol oynadığına dikkat çekerek önemli açıklamalarda bulundu. Ailenin çocuk için bir 'ayna' niteliği taşıdığını belirten Öziç, "Anne ve baba duygularını nasıl yaşıyor ve yansıtıyorsa, çocuk da benzer şekilde duygularını öğrenir ve ifade eder. Çocuğun duygularını tanıyabilmesi, anlamlandırabilmesi ve düzenleyebilmesi sağlıklı gelişim açısından son derece önemlidir. Duygusunu tanıyabilen bir çocuk, zamanla bu duyguyu sakinleştirmeyi öğrenir ve kendini daha iyi ifade edebilen, özgüvenli bir birey olarak gelişir" şeklinde konuştu.
Ebeveyn tutumlarının etkilerine değinen Öziç, yaklaşımları duyguyu reddedenler ve duyguyu kabul edip yönlendirenler olarak ikiye ayırdı. Araştırmaların, duygularını kabul eden ebeveynlerin çocuklarında daha az davranış problemi görüldüğünü ve stres yönetimi becerilerinin daha yüksek olduğunu kanıtladığını ifade etti. Çocukların beyin gelişiminin kurulan ilişkilerle şekillendiğini kaydeden Öziç, duyguların isimlendirilmesinin önemini şöyle anlattı: "Çocuğa ’üzgünsün’ demek aslında onun duygusunu düzenlemesine yardımcı olur. Ebeveynin sakin kalması da çocuğun sinir sistemini olumlu yönde etkiler. İsimlendirilen duygu artmaz, aksine yatışır".
İlgili haber: Yarım Asırlık Hayranlık Atina'da Vuslatla Son Buldu
Ebeveynlerin en sık düştüğü hatanın çocuğun hislerini reddetmek olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Enise Öziç, "’Ağlama’, ’abartıyorsun’ gibi ifadeler, çocuğun kendi duygusunu yanlış olarak algılamasına neden olabilir. Oysa çocuk yoğun bir duygu yaşadığında düzeltilmekten çok anlaşılmaya ihtiyaç duyar" dedi. Empatik yaklaşımın önemini anlatan Öziç, duyguyu anlamanın davranışı onaylamak olmadığını belirterek, "Çocuğun duygusunu anlamak, davranışını onaylamak anlamına gelmez. Örneğin öfke yaşayan bir çocuğa ’öfkelendiğini anlıyorum’ denilebilir ancak aynı zamanda ’vurmak doğru bir davranış değil’ diyerek sınır koymak gerekir. Bu yaklaşım hem empatiyi hem de sağlıklı sınırları birlikte içerir" ifadelerini kullandı.
İlgili haber: Tuz Gölü'nde Suların Çekilmesiyle Oluşan Kristaller Ziyaretçileri Büyülüyor
Ebeveynlere yönelik tavsiyelerde bulunan Öziç, "Her ebeveyn önce kendi duygularını nasıl yaşadığını ve yönettiğini sorgulamalıdır. Eğer bu konuda zorlanılıyorsa destek almak önemlidir. Çünkü çocuklar çoğunlukla ebeveynlerini rol model alır. Mükemmel ebeveyn yoktur, yeterince iyi ebeveyn vardır" dedi. Kaliteli zamanın önemine de değinen Öziç, her gün sadece 10 dakika bile olsa çocuğun gerçekten dinlendiği bir zaman dilimi oluşturmanın, çocuğun anlaşıldığını hissetmesini sağlayarak duygusal gelişimine büyük katkı sunacağını belirtti.











Yorum Yap