Akciğer Kanserinde Erken Tanının Hayati Önemi ve Belirtileri
Medikal Onkoloji Uzmanı Dr. Yaşar Culha, uzun süren öksürük ve kanlı balgam gibi belirtilerin akciğer kanserinin habercisi olabileceği konusunda uyardı. Erken teşhisin tedavi başarısını artırdığını vurgulayan Culha, özellikle risk grubundaki kişilerin vakit kaybetmeden uzmana başvurması gerektiğini belirtti.

Medikal Onkoloji Uzmanı Dr. Yaşar Culha, akciğer kanseriyle mücadelede erken tanının tedavi süreci üzerindeki kritik etkisine dikkat çekti. Hastalığın başlangıç evrelerinde genellikle belirti vermediğini ve çoğunlukla ileri aşamalarda fark edildiğini ifade eden Dr. Culha, tedavi planlamasında hastalığın türü ve evresinin belirleyici olduğunu söyledi.
"Uzun süren öksürük ve nefes darlığına dikkat"
Akciğer kanserinin belirtileri arasında inatçı öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı, hırıltılı solunum ve ses kısıklığının yer aldığını belirten Uzm. Dr. Culha; iştahsızlık, açıklanamayan kilo kaybı ve sürekli halsizlik durumlarının da göz ardı edilmemesi gerektiğini kaydetti. Özellikle kanlı balgam, sırt, omuz veya göğüs bölgesindeki şiddetli ağrılar ile ani solunum güçlüğü yaşayanların hızla bir uzmana başvurması gerektiğini vurgulayan Culha, "Özellikle uzun süren veya giderek şiddetlenen öksürük ihmal edilmemeli" dedi.
İlgili haber: Bodrum'da Obezite Tedavisinde Multidisipliner Yaklaşım
"Sigara en önemli risk faktörleri arasında"
Sigara ve tütün ürünleri kullanımının en temel risk faktörü olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Culha, "Pasif içicilik, radon gazı, asbest maruziyeti, hava kirliliği, KOAH gibi kronik akciğer hastalıkları ve ailede kanser öyküsü de risk üzerinde etkili olabiliyor. Erken tanı, hastalığın evresine ve kişinin genel sağlık durumuna göre tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesini sağlıyor" şeklinde konuştu.
"Tanı sürecinde görüntüleme ve biyopsiden yararlanılıyor"
Tanı aşamasında çeşitli görüntüleme yöntemlerinin kullanıldığını belirten Dr. Culha, akciğer röntgeni, bilgisayarlı tomografi (BT), PET/BT, bronkoskopi, EBUS ve gerekli hallerde MR yöntemlerinden faydalanıldığını açıkladı. Kesin tanının ise ancak şüpheli dokudan alınan örneğin biyopsi ile incelenmesiyle konulabildiğini ekledi.
"Tedavi hastalığın türüne ve evresine göre planlanıyor"
Tedavi yöntemlerinin hastanın genel sağlık durumu, hastalığın evresi ve türüne göre kişiselleştirildiğini söyleyen Uzm. Dr. Culha, "Cerrahi müdahale, kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi uygulanabilecek yöntemler arasında yer alıyor. Kemoterapi, özellikle küçük hücreli akciğer kanserinde temel tedavi seçeneklerinden biri. Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde ise ameliyat öncesinde tümörü küçültmek, ameliyat sonrasında hastalığın tekrarlama riskini azaltmak veya ileri evrede hastalığı kontrol altına almak amacıyla tercih edilebiliyor" ifadelerini kullandı.
"Kemoterapi yan etkileri kişiye göre değişebiliyor"
Kemoterapi sürecinde saç dökülmesi, bulantı, kusma, iştahsızlık, halsizlik, ağız içi yaralar ve kan değerlerinde düşüş gibi yan etkiler görülebileceğini belirten Uzm. Dr. Culha, bu durumların yönetimi için destek tedavilerinin uygulandığını belirtti. Bulantı ve kusma için ilaçların düzenli kullanımı ile sık ve küçük porsiyonlarla beslenmenin faydalı olduğunu, halsizlik durumunda ise dinlenme ve hafif fiziksel aktivitelerin önerildiğini, ağrı kontrolünün ise mutlaka hekim planlamasıyla yapılması gerektiğini söyledi.
"Beslenme ve hijyen enfeksiyon riskini azaltmada önemli"
Bağışıklık sisteminin kemoterapi sırasında etkilenebileceğini hatırlatan Uzm. Dr. Culha, dengeli beslenmenin önemine değinerek; "Protein ve enerji ihtiyacının karşılanması, yeterli sıvı tüketimi ve kişiye uygun bir beslenme düzeni önem taşıyor. Enfeksiyon riskini azaltmak için el hijyenine dikkat edilmeli, sebze ve meyveler iyi yıkanmalı, et ve yumurta gibi besinler yeterince pişirilmeli. Enfeksiyonu bulunan kişilerle yakın temastan kaçınılması da bu süreçte önem taşıyor" dedi.
İlgili haber: ADÜ Tıp Fakültesi Öğrencilerinden Organ Bağışı Farkındalık Etkinliği
"Kemoterapi sonrasında destekleyici bakım önem taşıyor"
Tedavi sonrası yorgunluk ve iştahsızlık gibi yan etkilerin bir süre daha devam edebileceğini kaydeden Uzm. Dr. Culha, iyileşme sürecinin kişiden kişiye değiştiğini belirtti. Düzenli kontrollerin önemini vurgulayan Culha, "Hastalığın seyrini takip etmek amacıyla belirli aralıklarla fizik muayene, kan tahlilleri ve gerekli görüntüleme tetkikleri yapılabiliyor. Bu dönemde beslenme desteği, psikolojik destek ve rehabilitasyon uygulamaları da hastaların yaşam kalitesinin korunmasına yardımcı olabiliyor" şeklinde konuştu.











Yorum Yap