Soykırımcı İsrail'in Gazze'ye saldırısı, bu kez kendini vurdu
İsrail, olağandışı yosun patlamasının tuzdan arındırma kapasitesinin büyük bölümünü sekteye uğratmasının ardından haftalarca sürecek su kıtlığıyla karşı karşıya kaldı. Bilim insanlarına göre bu kriz, Gazze'nin atık su altyapısının büyük bölümünün tahrip edilmesi nedeniyle meydana geldi.

İsrail sivil toplum kuruluşu Zalul Çevre Derneği, kirliliğin siyasi sınır tanımadığını söyledi.
Dernek, "Gazze Şeridi'nden arıtılmamış lağım sularının denize boşaltılması, İsrail'in tuzdan arındırma tesislerini etkileyen krizin kötüleşmesine katkıda bulunuyor. Atık sular, mikroalgleri ve siyanobakterileri besleyen ve bunların çoğalmasını şiddetlendirebilecek azot ve fosfor gibi besin maddeleri içeriyor" dedi.
İlgili haber: İklim dirençli şehirler için yeni hamle! SURFF New York’ta başlatıldı
Geçen yıl ABD'nin arabuluculuğunda sağlanan ateşkese rağmen Gazze, şiddetli su ve sanitasyon krizinin pençesinde kalmaya devam ediyor. Filistin bölgesi kemirgenlerin istilasına uğrarken, İsrail'in atık su arıtma tesislerini tahrip etmesinin ardından kıyı şeridini lağım suları bastı.
Sınırın hemen karşısında, 100 kilometreye kadar uzanan devasa mikroalg patlaması, İsrail'in altı ana tuzdan arındırma tesisinden beşindeki filtreleri tıkadı. Günlerce kapalı kalan tesisler, o zamandan beri düşük kapasiteyle faaliyet gösteriyor.
Uzmanlar, yaklaşık üç yıl süren savaşın ardından Gazze'deki yıkımın çevresel sonuçlarının artık İsrail'e de sıçradığını söylüyor.
Ben-Gurion Üniversitesi Zuckerberg Su Araştırmaları Enstitüsünde fahri profesör ve tuzdan arındırma uzmanı Jack Gilron, arıtılmamış lağım sularının Gazze'den denize boşaltılmasının İsrail'in güney Akdeniz kıyısındaki su üretim altyapısına yönelik riskleri artırdığını söyledi.
Gilron, mevcut olayın İsrail'in ana içme suyu kaynaklarından birine yönelik tehditlere karşı hazırlıklı olma ihtiyacını pekiştirdiğini ifade etti.
Sınır Tanımayan Doktorlar tarafından hazırlanan rapora göre, İsrail bombardımanı 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'nin su ve sanitasyon altyapısının yüzde 90'ını tahrip etti. Su kuyuları, taşıyıcı hatlar, rezervuarlar ve tuzdan arındırma ünitelerine doğrudan saldırılar düzenlendi.
Gazze'deki su krizi ciddiyetini koruyor. Savaş öncesinde bölgenin su ihtiyacının yüzde 80'i kıyı şeridinin altındaki akiferden karşılanırken, söz konusu kaynak şu an deniz suyu ve atık sularla kirlenmiş durumda ve insan tüketimine uygun nitelik taşımıyor.
Gazze'nin içme suyunun büyük bölümü tuzdan arındırma tesislerinden ve İsrail su idaresi tarafından kontrol edilen üç boru hattından geliyordu ancak bu hatlar savaşın başında kesildi ve yalnızca kısmen yeniden açıldı.
Öte yandan hasar gören veya yıkılan dağıtım şebekeleri nüfusun büyük bölümünü su tankerlerine bağımlı hale getirdi. Birçok kişi için bu durum, fazladan bir bardak su içmek ile hastalıkları önlemek amacıyla ellerini yıkamak için suyu saklamak arasında zorlu bir seçim anlamına geliyor. Akut ishal, hastalanma nedenlerinin başında yer alıyor.
Gazze'deki Kıyı Belediyeleri Su İdaresi Başkan Yardımcısı Ömer Şatat, bölgedeki beş atık su arıtma tesisinin tamamının devre dışı kaldığını ve her gün yaklaşık 45 bin metreküp arıtılmamış lağım suyunun Akdeniz'e aktığını söyledi.
Ayrıca özellikle El Mevasi'deki gayriresmi kamplarda bulunan foseptik çukurlarından her gün yaklaşık 15 bin metreküp arıtılmamış atık, yer altı sularına sızıyor.
Durumun çevre ve halk sağlığı açısından felaket niteliğinde olduğunu belirten Şatat, "Deniz ağır şekilde kirlendi. Arıtılmamış lağım suyuyla doğrudan ve en yoğun şekilde temas ettikleri için durumdan ilk etkilenenler Gazze sakinleri ve yerinden edilmiş insanlar oluyor" dedi.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi Gazze Sözcüsü Pat Griffiths, kışın başlamasıyla birlikte durumun daha da kötüleşmesinin muhtemel olduğunu söyledi. Griffiths, "Filistinliler atık sularla çevrili halde yaşıyor. Her yer atık su dolu. Yemek yidikleri, su aldıkları, yürüdükleri yer burası" dedi.
El Mevasi'ye sığınan 37 yaşındaki Şeyma el-Katari, bulaşık ve çamaşır yıkadıkları suyu dökecek yerleri olmadığını söyledi. El-Katari, "Suyu sokağa akıtmak zorunda kalıyoruz, bu da durgun su birikintilerinin oluşmasına neden oluyor. Daha sonra etraflarında yosunlar ve sivrisinekler yayılıyor ve sokaklar kirleniyor. Kötü kokulardan, gece sivrisineklerden, gündüz sineklerden ve kemirgenlerden mustaribiz" dedi.
Fareler aylardır Gazze'nin bazı bölgelerini istila ederken, arıtılmamış lağım suları ve yerinden edilmiş insanların yaşadığı aşırı kalabalık kampların etrafında biriken çöp yığınları arasında çoğalıyor.
Gazze sınırı yakınlarındaki İsrail yerleşimleri de kemirgenlerin evlere ve bahçelere akın etmesiyle benzeri görülmemiş bir fare istilasıyla mücadele ediyor.
Çevre odaklı barış inşası örgütü EcoPeace Orta Doğu'nun Filistin Direktörü Nada Majdalani, savaşın sonuçlarının sınırda durmadığını söyledi. Majdalani, "Gazze'de halihazırda hepatit A vakalarında artış görüyoruz. Bir felaketin eşiğinde olduğumuza inanıyorum. Gazze'deki ciddi bir salgın da sadece Gazze sınırları içinde kalmayacaktır" dedi.
İlgili haber: Netanyahunun Mamdani korkusu 106 kilometre sürdü
İsrail'de yetkililer, sistem tamamen onarılana kadar insanları suyu dikkatli kullanmaya çağırıyor. Ülkenin güneyinde su tedariki azaltılırken, çiftçilere sulamayı durdurmaları talimatı verildi. Ekonomistler bu durumun gıda fiyatlarının artmasına yol açacağını söylüyor.
Kaynak: Trthaber - Son Dakika
https://www.trthaber.com/haber/dunya/soykirimci-israilin-gazzeye-saldirisi-bu-kez-kendini-vurdu-957929.html










Yorum Yap