Meme Kanserinde Kapsamlı ve Çok Yönlü Tedavi Yaklaşımı

Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi, meme kanseri hastalarına tanıdan tedaviye kadar geniş bir yelpazede multidisipliner hizmet sunuyor. Farklı uzmanlık alanlarının koordineli çalıştığı merkezde, erken tanının yanı sıra psikolojik destek ve rehabilitasyon süreçlerine de önem veriliyor.
Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi, meme kanseri vakalarının tanı ve tedavi süreçlerinde radyoloji, tıbbi genetik, patoloji, radyasyon onkolojisi, fizik tedavi ve psikolojik destek gibi pek çok farklı uzmanlık alanını bir araya getiren multidisipliner bir modelle hizmet veriyor. Merkezin uzmanları, meme kanseri farkındalık ayı kapsamında yaptıkları açıklamalarda, erken tanının kritik önemine değinerek tedavinin sadece fiziksel değil, bireyin tüm yönlerini kapsayan bütüncül bir süreç olması gerektiğini vurguladı.
Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Filiz Aka Bolat, erken tanının yanı sıra doğru tanının da hayati olduğunu belirterek, "Meme biyopsisi ile alınan doku örneğinin patolojik incelemesi, yalnızca kanser tanısının konulmasını değil, tümörün türü, derecesi ve biyolojik özelliklerinin belirlenmesini de sağlar. Patolojik değerlendirme sonucu, meme kanseri tanısı konulur ise, Patoloji raporunda kanserin hangi türde olduğu, kanserin derecesi ve biyolojik ortaya konulur. Bu sonuçlar, hastanın tedavi planlanmasında önemli bir yol göstericidir. Cerrahi sonrasında ise tümörün boyutu, özellikleri ve lenf nodlarının durumu değerlendirilerek hastalığın evrelendirilmesine katkı sağlanır. Meme kanserinin tanı ve tedavisinde multidisipliner yaklaşımla radyoloji, genel cerrahi, patoloji, medikal onkoloji ve radyasyon onkolojisi gibi alanların birlikte çalışması büyük önem taşırken, patoloji bu sürecin temel yapı taşlarından biridir. Unutulmamalıdır ki farkındalık erken tanının, doğru tanı ise doğru tedavinin başlangıcıdır." ifadelerini kullandı.
İlgili haber: Bayburt'ta Köy Sakinlerine Kanser Taraması Yapıldı
Radyoloji Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Hülya Özdemir, tanı sürecinde doğru görüntüleme yönteminin seçilmesinin önemine dikkat çekti. Tomosentez eşliğinde yapılan meme biyopsisinin, ultrasonda saptanamayan ancak mamografi veya tomosentezde görülen şüpheli bölgelerden hassas örnekleme imkanı sunduğunu belirten Özdemir, kontrastlı mamografi eşliğindeki biyopsilerin ise sadece kontrastlanma ile belirginleşen lezyonların hedeflenmesinde etkili olduğunu ifade etti. Kontrastlı mamografinin standart yöntemlerle fark edilemeyen alanların tespitine yardımcı olduğunu, meme MR'ın yüksek riskli kadınların taranması ve kanserin yayılımının belirlenmesinde, meme ultrasonunun ise yoğun meme dokusunda mamografiyi tamamlayıcı olarak kullanıldığını söyleyen Özdemir, tüm bu yöntemlerin hastanın klinik durumuna göre kişiye özel planlanması gerektiğini vurguladı.
Tıbbi Genetik Uzmanı Dr. Nigar Shirinova, bazı meme kanseri türlerinin genetik yatkınlıkla ilişkili olabildiğini belirtti. Özellikle 50 yaş altı tanılarda, triple-negatif meme kanserinde, erkek meme kanserinde, birden fazla primer meme kanseri vakalarında veya belirli aile öyküsü olanlarda genetik değerlendirmenin gerekli olabileceğini kaydeden Dr. Shirinova, BRCA1 ve BRCA2 gibi genlerin incelenmesinin tedavi kararlarına, kişiye özel takip planlarına ve aile üyelerinin risk analizine katkı sağladığını belirterek, "Farkında olun, kontrollerinizi ertelemeyin" çağrısında bulundu.
Radyasyon Onkolojisi’nden Dr. Öğr. Üyesi Burak Tilki, meme kanseri tedavisinin cerrahi, ilaç tedavileri ve radyoterapi olmak üzere üç ana basamaktan oluştuğunu açıkladı. Modern görüntüleme ve planlama teknikleri sayesinde radyoterapinin, sağlıklı dokuları koruyarak yüksek doğrulukla uygulandığını belirten Tilki, tedavinin genellikle ayaktan yapıldığını, 4-6 hafta sürdüğünü, işlem sırasında ağrı oluşmadığını ve hastaların çevreye radyasyon yaymadığını ifade etti. Tedavi süresinin ve bölgesinin her hastaya özel olarak belirlendiğini ekledi.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı Prof. Dr. Pınar Doruk Analan, tedavi sürecinde ve sonrasında ortaya çıkabilen omuz kısıtlılığı, kas güçsüzlüğü, ağrı, yorgunluk ve lenfödem gibi sorunların, kişiye özel egzersiz ve manuel tedavilerle azaltılabileceğini belirtti. Prof. Dr. Analan, "Meme kanserinde erken tanı hayat kurtarır. Fizik tedavi ise kanser tedavisi sürecinde ve sonrasında daha aktif, bağımsız ve kaliteli yaşamı destekler" dedi.
İlgili haber: Düzce Üniversitesi'nde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Sempozyumu Düzenlendi
Psikolog Rozerin Oktay Şahan ise tanının sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusal ve psikolojik bir değişim sürecini başlattığını belirterek, psikolojik desteğin hastanın sürece uyum sağlaması, kaygı yönetimi ve umut duygusunu koruması açısından kritik olduğunu ifade etti.











Yorum Yap