Mekke İttifakı Yemen'de Devreye Giriyor mu? Bölgesel Güvenlik İçin Kritik Strateji

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında hayata geçirilen Mekke Paktı'nın Yemen'deki Husi tehdidine karşı nasıl bir rol üstleneceği uzmanlar tarafından masaya yatırıldı. Askeri ve stratejik değerlendirmelerde, ittifakın Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğünü hedef alan saldırılara karşı ortak bir tedbir mekanizması oluşturabileceği vurgulandı. Uzmanlar, bölgedeki İran menşeli silah akışına ve Husilerin açtığı iki ayrı cepheye dikkat çekti.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki askeri temasların ardından, Yemen'deki Husi saldırılarına karşı atılacak adımlar uluslararası kamuoyunun odağına yerleşti. Mekke Paktı'nın Yemen sahasında devreye girme ihtimali, uzman isimler tarafından ayrıntılı şekilde değerlendirildi. Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, Mekke İttifakı'nın kuruluş felsefesine değinerek, liderlerin bu yapıyı doğrudan belirli bir hedefe karşı değil, olası tüm tehditlere karşı bir tedbir olarak kurguladığını belirtti. Pakistan'ın Husilere karşı bu mekanizmanın kullanılması yönünde görüş bildirdiğini hatırlatan Olçar, Dışişleri Bakanlığı'nın da Husilerin Suudi Arabistan'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan ciddi saldırılar gerçekleştirdiğini sıkça dile getirdiğini ifade etti. Bu kapsamda, saldırıya uğrayan Suudi Arabistan lehine somut adımların atılabileceği öngörülüyor.
Doç. Dr. Kemal Olçar, harita üzerinde Husilerin sahada açtığı iki kritik cepheye dikkat çekti. Husilerin bir yandan iç cephede ulusal hükümete karşı güneye doğru ilerleyerek Pemir Adası ve Mahah Limanı'nı ele geçirdiğini, Taiz'i tehdit edip Dubab üzerinden Aden'e uzanan bir hat oluşturduğunu belirtti. İkinci cephede ise Sana ve Sada bölgelerinden kuzeye yönelen grubun; Cizan, Cidde, Riyad, Mekke ve Yanbu Limanı'nı hedef aldığını aktardı. Özellikle Yanbu'nun, Aramco tesislerinden çıkan petrolün Süveyş Kanalı ve Babülmendep çıkışına ulaştığı tek karasal güzergah olduğuna işaret edildi. Kullanılan mühimmatın çapı, menzili ve harp başlığı kapasitesi itibarıyla doğrudan İran menşeli orta ve uzun menzilli balistik füzeler olduğu teyit edildi.
İlgili haber: Fon mağduriyetinde kritik yol haritası: 1 milyon TL'ye kadar ödeme masada
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Anar Ali ise Yemen'deki krizin arka planına ve silah sevkiyatının kaynağına ışık tuttu. İran'ın 2008-2009 yıllarından bu yana Husilere aktif destek sağladığını belirten Dr. Anar Ali, askeri teknoloji transferinin bir gerçeklik olduğunu ve Husilerin bunu gizlemediğini kaydetti. Yemen topraklarının yaklaşık üçte birini kontrol eden grubun arkasındaki Tahran desteğinin kesintisiz sürdüğü, bölgedeki diplomatik ve askeri gerilimlerin temel tetikleyicilerinden biri olduğu ifade edildi.










Yorum Yap