Kastamonulu Alimlerin 55 Yazma Eseri Tek Sergide Buluştu

Türkiye'nin farklı illerindeki kütüphanelerde yer alan 55 yazma eser, Kastamonu'da düzenlenen özel bir sergiyle ziyaretçilere sunuldu. Bilim Tarihi ve Felsefesi Kurultayı kapsamında gerçekleştirilen etkinlik, asırlık ilim mirasını gün yüzüne çıkardı.
Kastamonu Üniversitesi ile İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilim Tarihi Enstitüsü'nün iş birliğiyle düzenlenen Bilim Tarihi ve Felsefesi Kurultayı, Mimar Vedat Tek Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kastamonu Valiliği ve Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığının (TÜYEK) destek verdiği etkinlik kapsamında, Türkiye'nin çeşitli illerindeki kütüphanelerde bulunan 55 yazma eser, "Kastamonulu Alimler Yazma Eserler Sergisi" adı altında bir araya getirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan açılış programının ardından, Türkiye'nin dört bir yanından gelen 100'ü aşkın akademisyen bilim tarihinin gelişimi ve akademik iş birliği olanaklarını tartıştı.
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Coşkun Yılmaz, bilginin toplumların gelişimi için temel olduğunu vurgulayarak, "İlmi, bilgiyi, alimi yaygınlaştırdığımız ölçüde gelişmişliğimiz ortaya çıkar. Gelişmişliğin temelinde, mayasında, ruhunda bilgi yoksa, hikmet yoksa, ilim yoksa, irfan yoksa, insan yoksa, tefekkür yoksa, alim yoksa, uzaya gitseniz ne anlam ifade eder? Olsa olsa İsrail gibi bir zalimler topluluğu olur" dedi. Kastamonu'nun Anadolu'nun hafıza merkezlerinden biri olduğunu belirten Yılmaz, şehrin alimleri, şairleri ve padişahların hocalarını yetiştiren ulemasıyla öne çıktığını ifade etti.
İlgili haber: Afrodisias Antik Kenti'nde Çocuklar İçin Tarih ve Sanat Atölyesi Kuruldu
Kastamonu Valisi Meftun Dallı, serginin hazırlık sürecine değinerek fikrin Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu tarafından ortaya atıldığını belirtti. Dallı, "İhsan hocam bir gün beni aradı. Bu şeye karar verilmişti, bilim tarihi ve felsefesi kurultayının yapılacağına. Dedi ki, ’Bir de orada güzel bir sergi yapsak.’ Kastamonulu alimlerin yazma eserlerinden oluşan. ’Yapalım hocam, ne yapmamız lazım?’ dedim. Dedi ki, ’İşte Coşkun Hoca’yı arasanız.’ Kendilerinin eminim ki hukukları, tanışıklıkları, muhabbetleri çok daha derindir ama herhalde bizim de çorbada tuzumuz bulunsun diye bana öyle söyledi İhsan Hocam" şeklinde konuştu.
Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmed Hamdi Topal, şehrin bilim ve düşünce dünyasındaki tarihsel önemine dikkat çekerek, "Bilim tarihi ve felsefesi alanında ülkemizin çok kıymetli bilim insanlarını bir araya getiren bu kurultayın hiç şüphesiz Kastamonu’da gerçekleştirilmiş olması bizler için ayrı bir anlam taşımakta. Zira köklü tarihi ve kültürel mirasıyla öne çıkan Kastamonu, asırlar boyunca gelişen ilim geleneğiyle Anadolu’nun ilim ve fikir dünyasında hakikaten çok önemli bir yere sahip şehir olarak öne çıkmakta" dedi. Topal ayrıca, "Bugün bizlere düşen mesuliyet, bu köklü mirası ilmi çalışmalarla yeniden değerlendirmek ve elbette gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarmak. Üniversite olarak şehrimizin bu ilmi müktesebatını günümüzün çağdaş bilimsel yaklaşımlarıyla buluşturmayı üniversitemizin önemli misyonlarından birisi olarak görmekteyiz. Kurultayımızın bilim tarihinin birikimini günümüzün meseleleriyle buluşturarak yeni araştırmalara ve akademik iş birliklerine zemin hazırlayacağına inancımız tam" ifadelerini kullandı.
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilim Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu, Kastamonu'nun özellikle tıp ve astronomi alanındaki başarısını anlatırken, "Kastamonu beylerinin akli bilimlere, bilhassa astronomi ve tıbba ilgi göstermesi, Candaroğlu Beyliği döneminde de devam eder. Tebriz’den Kastamonu’ya gelen, İsmail Bey’in hizmetine giren Tabip Kemaleddin, Fatih Sultan Mehmet, Sultan II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman zamanlarında hekimlik yapmış ve başhekimlik görevinde bulunmuştur. Ahi Çelebi, tıbbın önemli isimlerinden biri olarak zikredilebilir. Ahi Çelebi, böbrek taşlarıyla alakalı Türkçe ve koruyucu tıp hakkında da Farsça bir eser kaleme almıştır" dedi.
AK Parti Kastamonu Milletvekili Fatma Serap Ekmekçi ise medeniyetin yükselişinde felsefe ve bilimin rolüne değinerek, "Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan ve farklı kültürlerin birikimleriyle zenginleşen kadim medeniyetimizin yükselmesinde bilimin, düşüncenin ve felsefenin katkısı elbette göz ardı edilemez ve muhakkak ki listenin de en başına yazılması gereklidir" açıklamasında bulundu.
İlgili haber: Bodrum Şehir Tiyatrosu Yeni Sezona "Cambazın Cenazesi" ile Merhaba Dedi
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilim Tarihi Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şule Taşkıran, kurultayın üç oturumdan oluştuğunu belirterek, bu oturumlarda geçmişin değerlendirilmesi, bugünün anlaşılması ve geleceğe ışık tutulması hedeflerinin güdüldüğünü ifade etti.











Yorum Yap