İsrailli Casus Eli Cohen'in Yakalanış Taktiği 61 Yıl Sonra Açıklandı

Suriye ordusunda görev yaparken İsrailli casus Eli Cohen'in deşifre edilip yakalanmasını sağlayan özel sinyal biriminin kurucusu Said Caviş, tarihi operasyonun detaylarını anlattı. Caviş, telsiz sinyallerinin takibinden casusun yaşadığı binanın tespit edilmesine kadar yürütülen zorlu süreci paylaştı. Yakalama sürecinde kullanılan teknik takip ve yöntemler 61 yıl sonra gün yüzüne çıktı.
Suriye ordusunda casusluk faaliyetlerini ortaya çıkaran özel sinyal biriminin kurucusu ve emekli subay Said Caviş, İsrailli casus Eli Cohen'in yakalandığı operasyonun meçhul detaylarını paylaştı. Zorlu bir çocukluğun ardından Filistinli komşularından İbranice öğrenip 1951 yılında orduya katıldığını belirten Caviş, sinyal sınıfında uzmanlaştığını ve Harp Okulu'nda ders verdiğini ifade etti. Eğittiği öğrenciler arasında ülkenin geleceğinde kritik roller üstlenen önemli siyasi ve askeri figürlerin de bulunduğunu belirtti.
İsrail ordusunun telsiz iletişimini dinleme fikrinin 1956 Süveyş Krizi sırasında şekillendiğini anlatan Caviş, eğitim verdiği esnada II. Dünya Savaşı'ndan kalma Kanada yapımı bir cihazla İsrail askeri çağrılarını yakaladığını söyledi. Bu olayın ardından ordunun telsiz haberleşmesini izleme projesi hazırladığını aktaran Caviş, başlangıçta alaycı tepkilerle karşılaşsa da pes etmeyerek üst kademelerden aldığı destekle projesini kabul ettirdiğini vurguladı.
İlgili haber: New York'taki ABD-İran Görüşmelerinde Müzakerelerin Tıkandığı İddiası
Bu doğrultuda 134 Numaralı Sinyal Bölüğü kurularak Golan Tepeleri'nde dinleme merkezleri oluşturuldu. Bölük, İsrail işgal hatlarını, radyo yayınlarını ve kimliği belirsiz vericilerden Mors alfabesiyle gönderilen şifreli mesajları takibe aldı. Karşı tarafın kullandığı karmaşık şifreleme sistemlerini çözmekte zorlandıklarını belirten Caviş, mesajların belirli kodlarla başladığını ve isim barındırmadığını dile getirdi.
Eli Cohen'in gönderdiği ilk telsiz sinyalinin 1962 yılında yakalandığını bildiren Caviş, "Onu kademeli olarak takip ediyorduk. Gönderdiği ilk telgrafı 1962'de yakaladık, ancak kim olduğunu veya nereden gönderdiğini bilmiyorduk. Bir sinyal yakaladığımızda frekansı ve tarihi kaydediyor, sahibine ayırt edici bir numara veya kod veriyorduk. Kişiyi bilmiyorduk ama bir kodumuz vardı." dedi.
İlgili haber: ABD'den Avrupa Ülkelerine Dizel Stoklarını Artırma Çağrısı
Sinyal takiplerinin ardından Şam'ın Ebu Rummane bölgesinde arama çemberini daralttıklarını kaydeden Caviş, şüpheli binadaki daire sakinlerini mercek altına aldıklarını aktardı. Binada uluslararası heyetten bir subay, Yunan asıllı bir pilot, diplomat ve yaşlı sakinlerin yaşadığını belirten Caviş, pilotun uçuş saatleri ile sinyal yayın saatlerini karşılaştırarak araştırmayı derinleştirdiklerini söyledi. Uyuşturucu araması bahanesiyle dairelerde incelemeler yapıldığını ancak ilk etapta somut bir iz bulunamadığını ifade eden Caviş, uçuş takvimleri ile iletişim saatleri eşleştiğinde şüphelerin belirli isimler üzerinde yoğunlaştığını belirtti.










Yorum Yap