Fuat Oktay: Avrupa Birliği Türkiye'ye Yönelik Stratejik Körlüğünü Aşmalı
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, Berlin'de katıldığı toplantıda Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi güçlü bir stratejik ortak olarak görmesi gerektiğini vurguladı. Oktay, ekonomik bağların geleceğe yönelik bir ortaklığa dönüştürülmesi çağrısında bulundu.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay başkanlığındaki heyet, Almanya'nın başkenti Berlin'de SETA tarafından organize edilen yuvarlak masa toplantısına katıldı. Heyette; AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türkiye-Almanya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya, AK Parti Gaziantep Milletvekili Derya Bakbak, YENİ Parti Düzce Milletvekili Talih Özcan, DEM Parti Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp ve MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir yer aldı. Önemli Alman düşünce kuruluşlarının temsilcilerinin de bulunduğu toplantıda; Türkiye-Almanya ilişkileri, iş birliği olanakları, Türkiye'nin dış politika stratejileri ve parlamenter diplomasi konuları ele alındı.
Toplantıda konuşan Fuat Oktay; Gazze, Rusya-Ukrayna Savaşı ve Suriye gibi güncel dış politika başlıklarında Türkiye'nin attığı adımları hatırlattı. Irak'ta terörle mücadele çalışmalarına değinen Oktay, "Irak’ta bölgedeki terörist unsurları ortadan kaldırmak için çalışıyoruz. Terörden arınmış bir Türkiye hedefimizi bölgesel bir bakış açısıyla ele alırken, Kalkınma Yolu Projesi’nin sunduğu ekonomik fırsatlar aracılığıyla coğrafyayı birleştirmeyi amaçlıyoruz. Bölgesel sahiplenme konusundaki taahhüdümüz sadece sözde kalmamaktadır yakın zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu’ndan geçen Mekke Ortak Savunma Anlaşması bu irademizin açık bir kanıtıdır. Bu, istikrarlı ve saygın katılımcıları teşvik etmek üzere tasarlanmış tamamen savunma amaçlı bir anlaşmadır" ifadelerini kullandı.
İlgili haber: Necmettin Erbakan'dan 'taklitçi zihniyetlere' sert tepki
İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki faaliyetlerini soykırım olarak nitelendiren Oktay, "Gazze’de yaşanan trajedi, küresel ahlaki çöküşün en acı, en somut ve en yıkıcı kanıtı olarak önümüzde durmaktadır. Uluslararası hukuk, mağdurun veya failin kimliğine göre uygulandığı zaman inandırıcılığını kaybetmektedir. Adil bir uluslararası sistem, istisnasız herkese eşit uygulanan ilkeler ve gerçek anlamda kapsayıcı, temsil gücü yüksek kurumlar gerektirir" dedi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin bölgedeki gerilimden faydalandığını savunan Oktay, "Bölgedeki istikrarsızlık en çok İsrail’deki Netanyahu hükümetinin agresif politikalarına alan açıyor. Bölgedeki çatışmaların uzaması da sınırlarını genişletmek isteyen İsrail’in işine yarıyor. Komşularındaki istikrarsızlık da İsrail’in bu politikaları uygulamasına zemin hazırlıyor" şeklinde konuştu. Ayrıca Türkiye'nin, Hürmüz Boğazı'nın açık tutulması ve tarafların diplomasiye dönmesi konusunda tüm aktörlerle iletişim kurabilen bir ülke olduğunu belirtti.
Türkiye-Almanya ilişkilerinde yeni bir dönemin başladığını ifade eden Oktay, ikili ilişkilerin jeopolitik bir çerçevede şekillenmesi gerektiğini vurguladı. Avrupa'nın güvenliğinin kıta dışındaki gelişmelere bağlı olduğunu belirten Oktay, "Türkiye, Alman sanayisi ve Avrupa’daki müşterilerin ve tüketicilerin doğrudan menfaatleri için vazgeçilmez bir güvenlik şemsiyesi sunmaktadır. Avrupa, Türkiye’yi bir tampon bölge olarak değil ekonomik bağlarını geleceğe yönelik bir ortaklığa dönüştürmek için güçlü bir stratejik Avrupa ortağı olarak görmelidir" dedi.
İlgili haber: Dr. Fatih Erbakan'dan Necmettin Erbakan'ın ibadet hassasiyetine dair anlatım
Avrupa'nın Türkiye'yi stratejik ortak olarak görmesi için üç temel noktaya odaklanılması gerektiğini belirten Oktay, bunları şöyle sıraladı: "Birincisi, stratejik savunma iş birliğidir. NATO müttefikleri olarak, Avrupa’nın güvenliği konusunda ortak bir sorumluluk paylaşıyoruz. İkincisi, askeri yetenekler, ileri düzey savunma, endüstrisi ve kapsamlı bölgesel deneyimimiz, ortak üretim, hava ve füze savunması ile insansız sistemler alanlarında Almanya ile işbirliği için önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu karar, siyasi iradenin savunma alanında neler başarabileceğini tam olarak göstermektedir. İhracat kısıtlamaları, karşılıklı olmayan endüstriyel ortaklıklara tamamen yol açmamalıdır. İkincisi, ekonomik entegrasyonu derinleştirmektir. Almanya, endüstriyel tedarik zincirimizde derinlemesine entegre olmuş, önde gelen ticaret ortağımız olmaya devam etmektedir. Gümrük Birliğinin modernizasyonu, uzun süredir devam eden yapısal dengesizlikleri giderici ve her iki tarafta da rekabet gücünü artıracaktır. Üçüncüsü ise stratejik körlüğün aşılmasıdır. Avrupa Birliği, Türkiye’ye yönelik stratejik körlüğünü aşmalı."











Yorum Yap