Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Sağlık Teknolojilerinde Savunma Sanayii Modeli Uygulanacak
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, DESU Medikal Üretim Tesisi'nin açılışında sağlık endüstrilerinde yerli üretimin artırılacağını vurguladı. Yılmaz, savunma sanayiindeki yerlilik başarısının sağlık teknolojilerine aktarılarak dışa bağımlılığın azaltılacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ankara'nın Gölbaşı ilçesinde faaliyetlerine başlayan DESU Medikal Üretim Tesisi'nin açılış törenine katıldı. Beyin cerrahisinde kullanılan kateterler, kollajen bazlı implantlar ile şant ve drenaj sistemlerinin üretileceği tesisin, sağlık alanındaki yerli üretim kapasitesini artırması hedefleniyor. Tesis açılışında konuşan Yılmaz, yerli üretimin maliyet avantajına dikkat çekerek, "Daha önce 5 bin dolara ithal edilen ürün, bugün ülkemizde bin dolara temin edilir hale gelmiş durumda" ifadelerini kullandı.
Son 24 yılda sağlık altyapısının güçlendirildiğini ve hizmet kalitesinin yükseltildiğini belirten Yılmaz, Türkiye'nin sağlık turizmi aracılığıyla dünyaya hizmet verdiğini ve milyarlarca dolar döviz kazandığını vurguladı. Sağlık hizmetlerindeki bu ilerlemenin, tıbbi cihaz ve ilaç üretimi gibi sağlık endüstrileriyle tamamlanması gerektiğini ifade eden Yılmaz, "Sağlık turizmi diyoruz. Artık kendi insanımıza hizmet ettiğimiz gibi milyonlarca dünyadan insana da hizmet veren güçlü bir sağlık sistemi oluşturmuş durumdayız. Burada da her yıl milyarlarca dolar ülkemize döviz kazandırıyoruz. Hizmet ihracatı gerçekleştiriyoruz. Türkiye olarak sağlık hizmetlerinde sağladığımız ilerlemeyi sağlık teknolojilerinde de güçlü bir üretim ve ihracat kapasitesiyle tamamlamayı öngörüyoruz. Sağlık hizmeti güzel, bunu sağlık turizmiyle bütünleştirmemiz de ama üçüncü bir ayak var burada. O da sağlık endüstrileri, sağlık sanayi, tıbbi cihazlar, ilaçlar vesaire bunların üretimi" şeklinde konuştu.
İlgili haber: Bolu’da virajı alamayan otomobil dereye uçtu
Kritik ürünlerde tedarik güvenliğinin sağlanmasının ve dışa bağımlılığın azaltılmasının öncelikleri arasında olduğunu kaydeden Yılmaz, ekonomik dayanıklılık için yerli imkanların geliştirilmesinin önemine değindi. Yılmaz, "Kritik bir takım alanlarda kendi imkanlarınıza sahip olmanız veya en azından dünyadan tedarik kanallarını çeşitlendirmeniz gerekiyor. Bunu yapmadığınız zaman bazı kritik dönemlerde ihtiyaç duyduğunuz dönemlerde bunlara erişemediğiniz zaman bunun toplumsal maliyeti çok yüksek oluyor. Dolayısıyla bu alanda yapılan yatırımları biz aynı zamanda hem ülkemizin refahı hem de bağımsızlığı açısından çok kritik görüyoruz" dedi.
Gerçek bağımsızlığın teknoloji üretimiyle mümkün olduğunu savunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı, savunma sanayiindeki yerlilik oranının yüzde 20'lerden yüzde 80'in üzerine çıkmasının bir devrim olduğunu belirtti. Bu modelin sivil endüstrilere, özellikle de kamu alım gücünün etkili olduğu sağlık sektörüne aktarılacağını belirten Yılmaz, "Savunma sanayinde son çeyrek yüzyılda Türkiye Cumhuriyeti bir devrim yaşadı. Ben, bir değişim demiyorum. Bir devrim yaşandı gerçekten. Yüzde 20’lerden yerlilik oranını bugün yüzde 80’in üzerine getirmiş durumdayız. Bu da kendiliğinden olmadı tabii. Cumhurbaşkanımız’ın çok güçlü siyasi iradesiyle, desteğiyle ve uygun bir kurumsal yapılanma ve destek mekanizmasıyla oluştu. Aynı modeli bizim sivil endüstrilere de aktarmamız lazım. Bunu planlarımıza, programlarımıza da yazmış durumdayız. Böyle bir genel yaklaşımımız var ve onlardan bir tanesi de sağlık endüstrileri. Niye uygun sağlık endüstrileri? Tıpkı savunma sanayinde olduğu gibi, sağlık endüstrilerinde de kamunun düzenleyici gücü ve alım gücü etkili. Kamu, hem bu düzenleyici gücünü hem de alım gücünü akıllıca kullandığında, sağlık endüstrilerinin yerlileşmesi, millileşmesi konusunda da çok hızlı gelişmeler sağlayabiliriz. Savunma sanayindeki bu birikim bize zaten gerekli modeli sunuyor" değerlendirmesinde bulundu.
İlgili haber: ABD’de 2 Çin vatandaşına casusluktan hapis cezası
Küresel jeopolitik gerilimlerin ve teknolojik dönüşümlerin arttığı bir dönemden geçildiğini ifade eden Yılmaz, risklerin yükseldiği bu süreçte devletin ekonomideki rolünün daha aktif olması gerektiğini savundu. Yılmaz, "Çatışmaların arttığı, jeopolitik gerilimlerin yükseldiği, bir taraftan da teknolojik dönüşümlerin hızlandığı bir dönemdeyiz. Yeni dönem risklerin yüksek olduğu bir dönem. Belirsizliklerin yüksek olduğu bir dönem. Böyle bir dönemde eski serbest piyasa şartlarıyla her alana yaklaşamazsınız. Riskler yükseldiği zaman burada risk paylaşım modellerinin ön plana çıkması gerekiyor. Bu noktada da özel sektörle devlet ilişkisinin yeniden ele alınması gerekiyor. Devletin ekonomideki rolünün daha aktif bir noktaya gelmesi gerekiyor" diyerek sözlerini tamamladı.











Yorum Yap