Son Dakika

02.11Datça (Muğla)'da 5.1 büyüklüğünde deprem04.10Sumbas (Osmaniye)'de 5.2 büyüklüğünde deprem24.09Karaköprü (Şanlıurfa)'da 5.4 büyüklüğünde deprem23.09Yeniden Refah’ın Fedakâr Neferi Ahmet Sivritepe’den Örnek Seferberlik: Hasta Yatağında Kargocuyu, Trafikte Sürücüyü Üye Yaptı!21.09Saimbeyli (Adana)'da 5.0 büyüklüğünde deprem08:25Kuzey Kore'den Doğu Denizi'ne Çok Sayıda Füze Atışı08:25Ayvalık'ta Sosyal Market ile Toplumsal Dayanışma Güçleniyor08:25Gaziantep Merkezli 7 İli Kapsayan Turizm Koridoru Kuruluyor01:05Şampiyonlar Ligi'nin 4. Haftasında Heyecan Dolu Sonuçlar00:49Nişanlısına Ulaşamayan Genç Binanın Dış Cephesinden Üçüncü Kata Tırmandı00:32Erzincan İçin Zirai Don Alarmı03.11Tarihi Kızılkule 800. Yılını Görkemli Bir Etkinlikle Kutladı03.11Necmettin Erbakan'dan İslam Birliği ve Milli Görüş vurgusu03.11Esenyurt'ta 23 Yıl Hapis Cezası Bulunan Firari Yakalandı03.11İl Milli Eğitim Müdürü Akbaş'tan Öğretmenlerle İstişare Toplantısı
Kültür-Sanat

Büyük ustaların ‘Çıldırmadan Yazılamaz’ dediği ‘Gubârî’ hattı

Genel Yayın Yönetmeni30 Ekim 2026 02:08Ajans: IHA ABONE HABER0 görüntülenme5 dk okuma

Eskişehirli hattat Dr. Hüseyin Fidan, ismi, Arapça ‘Toz’ anlamındaki ‘Gubâr’ kelimesinden gelen ve çıplak gözle okunması çok güç, toz zerrelerini andıracak kadar küçük ve ince yazılan özel bir hat çeşidi ‘Gubârî’ konusunda uzman hattatlar arasında yer alıyor. Osmanlı’nın son dönem zirve hattatlarından Sami Efendi’nin ‘Çıldırmadan yazılamaz’ diye, tanımladığı Gubârî hattı ile bir yazıyı kaleme almak, hazırlanma ve yazım açısından çok daha özel bir maharet gerektiriyor. Türkiye’de bu alanda ünlü h

Büyük ustaların ‘Çıldırmadan Yazılamaz’ dediği ‘Gubârî’ hattı

Eskişehirli hattat Dr. Hüseyin Fidan, ismi, Arapça ‘Toz’ anlamındaki ‘Gubâr’ kelimesinden gelen ve çıplak gözle okunması çok güç, toz zerrelerini andıracak kadar küçük ve ince yazılan özel bir hat çeşidi ‘Gubârî’ konusunda uzman hattatlar arasında yer alıyor. Osmanlı’nın son dönem zirve hattatlarından Sami Efendi’nin ‘Çıldırmadan yazılamaz’ diye, tanımladığı Gubârî hattı ile bir yazıyı kaleme almak, hazırlanma ve yazım açısından çok daha özel bir maharet gerektiriyor. Türkiye’de bu alanda ünlü hattatlar arasında yer alan Hüseyin Fidan, hem bu hattın özelliklerini ve zorluğunu, hem de bu alandaki çalışmalarını anlattı. Bir pirinç tanesi üzerine kedinin kıllarını kullanarak İhlas-ı Şerif yazabilmiş Hattat Dr. Hüseyin Fidan, bu hat sanatının Arapça kökenli toz zerreleri anlamı taşıyan bir kelime olan ‘Gubâr’dan geldiğini anlattı. Yazılan yazının minik, küçük ve mikroskobik bir yazı olduğunu için toz zerrelerine benzetildiğini anlatan Dr. Hüseyin Fidan "Osmanlı hat sanatında buna ‘Gurabi’ yazı demişler. İsmi, Sultan Ahmet Camii’nin kubbe yazılarını da yazan Seyyid Kasım El Gubârî diye meşhur bir hattatımızdan geliyor. Bir pirinç tanesi üzerine kedinin kıllarını kullanarak İhlas-ı Şerif yazabilmiş. Dolayısı ile uzaktan bakıldığında yazılar toz zerresi gibi görünüyor. Yazının da ne olduğunu ancak mikroskopla bakarsanız, yüksek ışık altında bakarsanız okuyabiliyorsunuz, buna Gubârî yazı demişler, toz zerrelerinden ilham alınarak verilmiş bir isim" dedi. ‘Çıldırmadan yazılamaz’ Bu yazı türünün, hat sanatının ilk büyük temsilcilerinden Seyyid Kasım El Gubârî’den sonra Osmanlı hattatları tarafından zaman içinde tecrübe edildiğini anlatan Dr. Hüseyin Fidan, "Levha olarak asılan yazılar genellikle celi sülüs, sülüs, ya talik ya da celi talik şeklinde olurken, farklı talepler gelebilir. Mesela; ‘Ben evime bir besmele asayım, ama besmelenin içinde Yasin-i Şerif olsun, ya da Bakara Suresi olsun, ya da çok daha ileri giderek Kur’an-ı Kerim’in tümü olsun’ diye bir şey isteyebilirsiniz, yani insanın gönlünden geçebilir. Bu da ancak Gubârî yazıyla mümkün olabilmiş, kendine has bir tarzı var. Bu yazı ne sülüstür, ne nesihtir, daha çok kırma nesih şekliyle yazılan, ince yazılardır. Tabii eski teknikte mikroskop olmadığı için, büyüteçler çok olmadığı için hattatlar kendi gözlerini, görme seviyelerini yükselterek ışık açısını ayarlayarak bu yazıları yazmaya çalışmışlar ve hakikaten de muhteşem eserler meydana getirmişler. 20. yüzyılın büyük üstadı Mehmet Nuri Sivâsî, kendisinin meşhur olmasını sağlayan eserleri yazan büyük üstadımız. Gerçekten hayranlıkla izlenen yazılar yazmış. Osmanlı’nın son dönem zirve hattatlarından Sami Efendi, onun yazılarını görünce ‘Çıldırmadan yazılamaz’ şeklinde bir ifade kullanmış. Hakikaten çok böyle sabırla küçük küçük yazıları uygun istiflerle tam yerine denk getirerek yazmak hayli zordur. Yazmak istediğiniz yerin başlangıcını ve sonunu hesap ederek tümünü oraya sığdırmak, ne çok sıkıştırmak, ne çok gevşek bırakmak. Böyle bir beceri gerektiren bir yazı şekli" diye konuştu. Gubârî yazı nasıl hazırlanıyor Kendilerinin de hat sanatı ile ilgili değişik eğitimlerle, özellikle Hattat Mahmut Şahin hocasının öğrettikleriyle belli bir noktaya geldiklerini söyleyen Hattat Dr. Hüseyin Fidan, "Gubârî yazıya merakım bu büyük üstatların yazıları gördükten sonra oldu. ‘Ben de yazabilir miyim?’ diye denedim ve yıllar içinde birçok çalışma yaptım. Yapmaya da devam ediyorum. Geçmiş üstatlar bir sülüs yazı ya da celi talik yazı yazıldıktan sonra kâğıt üzerine küçük küçük delikler açarak üzerine kömür tozu döküyor, silkeleme tarzıyla yazının hatları kâğıda aktarılıyor. O hatlar içine de o toz zerreleri gibi görülen o küçük yazılar yazılıyor" diye anlattı. En güzel düğün hediyesi Hattat Dr. Hüseyin Fidan, "Arkadaşlarının düğünlerine ne hediye götürsem diye düşünürken, acaba gelinle damadın adını yazsak onun içine de evlilikle ilgili duaları, Hadis-i Şerifleri, Kur’an-ı Kerim’den Ayet-i Kerimeler yazsak, arkasına da bunların meallerini yazıp gelin ve damada takdim etsek diye aklıma geldi. Bu önemli günlerine bunları okuyarak başlasalar, onlara bir başlangıç noktası olsa diye düşünerek bu şekilde değişik arkadaşlara hediyeler yazdım. Türk bayrağındaki hilal ve yıldızın içine İstiklal Marşı yazılabilir. Son olarak bunu yazıyorum. Yunus Emre sergisi yapılacaktı, bir sözünü sülüs istif yapıp içine Gubârî tarzda divanından sayfalar yazarak bir istif denemesi yapmıştım. Buna benzer eserler yazmaya çalışıyorum. Bunlar kendi çapımda biraz da amatörce büyük üstatları taklit ederek yazdığımız eserlerdir" diye anlattı.

Kaynak: IHA ABONE HABER

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap

... + ... = ?

İlgili Haberler

Tarihi Kızılkule 800. Yılını Görkemli Bir Etkinlikle Kutladı
Kültür-Sanat1 dk okuma

Tarihi Kızılkule 800. Yılını Görkemli Bir Etkinlikle Kutladı

Antalya'nın Alanya ilçesinin simgesi olan tarihi Kızılkule'nin 800. yıl dönümü, düzenlenen özel bir programla kutlandı. Yüzlerce vatandaşın katıldığı etkinlikte mehteran yürüyüşü ve dans gösterileri sergilendi.

Genel Yayın Yönetmeni
03 Kasım 2026 23:23
Konya'nın Tarihi Mirası Restorasyonlarla Yeniden Canlanıyor
Kültür-Sanat3 dk okuma

Konya'nın Tarihi Mirası Restorasyonlarla Yeniden Canlanıyor

Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Konya Büyükşehir Belediyesi, şehirdeki tarihi eserleri ihya etmek amacıyla kapsamlı bir iş birliği yürütüyor. Birçok önemli yapının restorasyon süreçleri ve kazı çalışmaları, düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna aktarıldı.

Genel Yayın Yönetmeni
03 Kasım 2026 18:45
Hükümlü ve Tutukluların El Emeği Ürünleri Mardin'de Sergileniyor
Kültür-Sanat1 dk okuma

Hükümlü ve Tutukluların El Emeği Ürünleri Mardin'de Sergileniyor

Mardin'de düzenlenen İşyurtları Ürün ve El Sanatları Fuarı, hükümlü ve tutukluların mesleki eğitimler kapsamında ürettiği yüzlerce ürünü ziyaretçilerle buluşturuyor. Adalet Bakanlığı tarafından organize edilen etkinlik, 15 Temmuz Demokrasi ve Şehitler Parkı'nda gerçekleştiriliyor.

Genel Yayın Yönetmeni
03 Kasım 2026 17:50
Kahta'da El Emeği Ürünler Gün Yüzüne Çıktı
Kültür-Sanat1 dk okuma

Kahta'da El Emeği Ürünler Gün Yüzüne Çıktı

Kahta'da Aile Destek Merkezi ve Halk Eğitimi Merkezi iş birliğiyle hazırlanan el emeği ürünler sergisi açıldı. Kursiyerlerin özveriyle hazırladığı eserlerin satışa sunulduğu etkinlik, çok sayıda ziyaretçiyi ağırladı.

Genel Yayın Yönetmeni
03 Kasım 2026 16:45

Bunlari da Okuyun