Bakan Gürlek: Boşanma Davalarının Karara Bağlanma Süresi 163 Güne Düştü
Adalet Bakanı Akın Gürlek, boşanma davalarının ortalama görülme süresinin 2020'deki 199 günden 2025'te 163 güne gerilediğini açıkladı. Bakan Gürlek, aile danışmanlığı hizmetlerinin geliştirilmesinin yargı süreçlerinin etkinliğini artıracağını vurguladı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 8 Ekim 2026 tarihi itibarıyla toplam 242 bin 722 boşanma davası açıldığını ve bu davaların 139 bin 541'inin halen derdest olduğunu duyurdu. Boşanma davalarının ortalama sonuçlanma süresinin 2020 yılında 199 gün iken, 2025 yılında 163 güne indiğini belirten Gürlek, aile danışmanlığı hizmetlerinin iyileştirilmesinin yargı hizmetlerinin verimliliğine katkı sunacağını ifade etti.
Dikmen Hakimevi’nde düzenlenen "Hukuki Süreçlerde Danışmanlık Hizmetlerinin Etkinliğinin Artırılması Çalıştayı"na Adalet Bakanı Akın Gürlek ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş katıldı. Bakan yardımcıları, başsavcılar, hâkim ve savcıların da yer aldığı programda konuşan Gürlek, buluşmanın amacının sadece bir hizmet modelini değerlendirmek değil; adaletin insan hayatındaki yerini, aile hukukunun toplumsal sorumluluklarını ve çocukların geleceğine dair ortak ödevleri istişare etmek olduğunu belirtti.
İlgili haber: Eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül Adli Kontrol Şartıyla Serbest Kaldı
"Bizim adalet anlayışımızın merkezinde insan yer almaktadır" diyen Bakan Gürlek, mahkeme kararlarının hukuki uyuşmazlıkları bitirebileceğini ancak insanların ruhunda bıraktığı izlerin hemen silinmeyebileceğini dile getirdi. Gürlek, "Bu nedenle adaletin gücünü yalnızca hükmün doğruluğunda değil, hukuki süreç boyunca insan hayatını ne ölçüde etkileyebildiğinde de aramalıyız. Her fırsatta dile getirdiğimiz temel bir hakikat var; bizim adalet anlayışımızın merkezinde insan yer almaktadır. Her dosyanın ardında bir hayat, her uyuşmazlığın ardında bir hikâye, her çocuğun ardında korunması gereken bir gelecek vardır. İşte bugün gerçekleştireceğimiz çalıştay, tam da bu anlayışın yansımasıdır" şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, hukuki güvence ile sosyal devletin koruyucu rolünü birleştirerek aile hukukunda daha duyarlı ve bütüncül bir hizmet anlayışını güçlendirmeyi hedeflediklerini kaydeden Gürlek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Aile kurumunun ve ailevi değerlerin muhafazasını bir millî güvenlik ve beka meselesi olarak görüyoruz" sözlerini hatırlattı. Ailenin; sevgi, güven ve dayanışmanın ilk öğrenildiği temel kurum olduğunu vurgulayan Gürlek, aile içi ilişkilerin niteliğinin toplumun genel dayanışma kapasitesini ve gelecek nesillerin refahını doğrudan etkilediğini söyledi.
Anayasa’nın 41. maddesinin aile, anne ve çocukların korunması konusunda devlete önemli görevler yüklediğini ve bu yaklaşımın aile politikalarının temelini oluşturduğunu belirten Gürlek, "Bizim için esas olan, insan onurunun, bireylerin güvenliğinin, hakların ve çocuğun üstün yararının korunmasıdır. Bütün çabamız, aile ilişkilerinin dönüşüme uğradığı bu hassas dönemlerde çocuklarımızın kendilerini güvende hissedebilmelerini ve geleceğe umutla bakabilmelerini sağlamaktır" dedi.
Çocukların yetişkinler arasındaki çatışmalardan uzak tutulması gerektiğine dikkat çeken Gürlek, "Hiçbir çocuk, anne ve babası arasındaki uyuşmazlığın tarafı olmak zorunda bırakılmamalıdır. Bir çocuk asla yetişkinlerin çözemediği anlaşmazlıkların yükünü taşımamalıdır. Büyüklerin kördüğümünü, çocukların narin parmaklarına bırakmamalıyız" ifadelerini kullandı. Çocukların üstün yararının gözetilmesinin; onların görüşlerine değer vermeyi, güvenliğini önceliklendirmeyi ve ebeveynleriyle sağlıklı bağlar kurmalarını desteklemeyi gerektirdiğini söyleyen Gürlek, bu durumun velayet ve kişisel ilişki süreçlerinde hayati olduğunu belirtti.
"Çünkü bir çocuğun korunması, yarının toplumunun da güçlendirilmesidir. Çocuğun üstün yararı, yalnızca hukuki bir ilke değil, devletimizin geleceğe karşı taşıdığı sorumluluğun en somut ifadesidir" diyen Gürlek, insan onuruna saygılı, hak temelli ve erişilebilir destek hizmetlerini güçlendirmeyi amaçladıklarını açıkladı. Adalet hizmetlerindeki başarının sadece uyuşmazlık çözmekle değil, sorunların ağırlaşmasını önleyen ve toplumsal barışı destekleyen yaklaşımlarla ölçülebileceğini ifade etti.
İlgili haber: SGK 100 Sosyal Güvenlik Denetmen Yardımcısı Alımı Yapacak
Aile hukukundaki uyuşmazlıkların etkin yönetilmesinin yargı sisteminin öncelikli alanlarından biri olduğunu belirten Gürlek, 2003 yılında kurulan aile mahkemelerinin bu alandaki ihtisaslaşma adına önemli bir adım olduğunu söyledi. Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verilerine dayanarak, boşanma davalarının ortalama görülme süresinin 2020'de 199 gün iken 2025'te 163 güne düştüğünü bildiren Gürlek, bu durumun yargısal süreçlerin etkinliği açısından anlamlı olduğunu belirtti.











Yorum Yap