Atina'nın Doğu Akdeniz'deki Meis provokasyonuna Ankara'dan net duruş: Türkiye'yi dışlayan hiçbir denklem yaşayamaz

Türkiye kıyılarına yalnızca birkaç kilometre mesafede bulunan küçücük Meis Adası üzerinden Doğu Akdeniz'de hukuksuz iddialarını dayatmaya çalışan Atina yönetimi, provokatif adımlarına bir yenisini...Devamı için tıklayınız
Türkiye kıyılarına yalnızca birkaç kilometre mesafede bulunan küçücük Meis Adası, Atina yönetiminin Doğu Akdeniz'deki tartışmalı iddialarının merkezinde yer almayı sürdürüyor.
ATİNA'NIN TEZLERİNE KARŞI ANKARA'DAN HAKKANİYET VURGUSU
İlgili haber: Belçikada artan gıda yardımı ihtiyacına boş tabaklarla protesto
Ege ve Doğu Akdeniz'de gerilimi tırmandıran adımların ardından açıklamalarda bulunan Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Yunanistan'ın ulusal bütünlüğünü ve egemenlik haklarını savunmaya hazır olduğunu belirterek diyalog ve uluslararası hukuka bağlılık mesajı verdi. Miçotakis, ihtiyatlı tutumlarının zayıflık olarak algılanmaması gerektiğini savundu.
Yunanistan'ın uzun yıllardır savunduğu deniz yetki alanı anlayışına Türkiye itiraz ediyor. Ankara'nın yaklaşımına göre, Doğu Akdeniz'in en uzun kıyılarından birine sahip olan Türkiye gibi bir anakaranın deniz yetki alanları, hemen karşısındaki küçük adalar esas alınarak sınırlandırılamaz. Deniz yetki alanlarının belirlenmesinde coğrafi koşulların yanı sıra hakkaniyet ilkesinin de gözetilmesi gerekiyor.
ERDOĞAN'DAN NET MESAJ: TÜRKİYE HAKLARINDAN TAVİZ VERMEYECEK
Başkan Recep Tayyip Erdoğan da Türkiye'nin bölgesel gelişmelere yaklaşımının köklü devlet geleneği ve uzun vadeli stratejik perspektif üzerine kurulu olduğunu belirterek, Türkiye'nin kendi hak ve çıkarlarından taviz vermeyeceğini vurguladı.
Erdoğan, "2200 yıldan fazla devlet geleneği olan, devlet aklı olan bir milletiz. Hadiselere bakarken başkaları gibi sadece 50-100 yıllık birikimle değil, binlerce yıllık köklü tecrübenin merceğinden bakıyoruz. Planlarımızı buna göre şekillendiriyoruz. Hazırlıklarımızı buna göre yapıyoruz. Hamlelerimizi buna göre tayin ediyoruz. Bizim çizgimiz, karakterimiz bellidir. Biz başına vurulunca ekmeği alınan bir ülke değiliz." ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE TEK TARAFLI HARİTALARA VE YENİ BİR SEVR'E BOYUN EĞMEZ
Atina'nın adalara geniş deniz yetki alanları sağlayan tezlerine karşı çıkan Türkiye, küçük adaların coğrafi büyüklükleriyle orantısız şekilde deniz yetki alanı üretmesinin Doğu Akdeniz'deki Türk kıyılarını daraltacağını savunuyor.
Ankara ayrıca, Avrupa Birliği açısından hukuki bağlayıcılığı bulunmayan ve Türkiye'nin deniz yetki alanlarını kısıtlayan söz konusu harita yaklaşımını kabul etmiyor. Türkiye'nin deniz yetki alanlarının başka ülkelerin tek taraflı olarak hazırladığı haritalarla belirlenemeyeceği vurgulanıyor.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Doğu Akdeniz'deki hakların korunacağı mesajını tarihi bir göndermeyle verdi. Erdoğan, "Bir asır önce nasıl millet olarak Sevr'i yırtıp atmışsak, bugün de Doğu Akdeniz'de ülkemize dayatılmaya çalışılan Sevr'e boyun eğmeyeceğiz." dedi.
Gerilim yalnızca deniz yetki alanlarıyla sınırlı değil. Türkiye, Doğu Ege adaları ve On İki Ada'nın uluslararası antlaşmalarla belirlenen silahsızlandırılmış statüsüne de dikkat çekiyor. Ankara, Yunanistan'ın bu adalarda gerçekleştirdiği askeri faaliyetlerin ilgili antlaşmaların yükümlülükleriyle bağdaşmadığını savunuyor.
Türkiye, Ege'de önceliğinin barış olduğunu belirtirken, kendi haklarından geri adım atılmayacağının da altını çiziyor.
Erdoğan, "Bizim yol haritamız zaten belli. Bu yol haritası barış üzerine endekslenmiştir. Zira bu denizlerde barıştan başka çıkış yolu yoktur. Ve barışı eğer engellemek isteyenler olursa, o zaman farklı proje uygulamasına geçmek zorunda kalırız. Biz istiyoruz ki bu tür önümüze engeller çıkarılmasın ve Ege Denizi bir barış denizi olarak dünyaya mesajını versin." ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE'Yİ ÇEVRELEME PLANI VE KÜRESEL DONANMA GÜCÜ
Bölgedeki askeri hareketlilik ve jeopolitik gelişmeler, Türkiye'nin çevrelenmesine yönelik bir strateji tartışmasını da beraberinde getiriyor. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Furkan Kaya, Dedeağaç'tan Girit'e uzanan askeri yapılanmanın Türkiye'nin denizlere erişimi açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kaya, ABD'nin Türk boğazlarına ve Karadeniz'e yakınlaşmasının yanı sıra Türkiye'nin denizlerde artan etkinliğinin bölgedeki stratejik denklemi değiştirdiğini ifade etti.
Kaya, Türkiye'nin yalnızca Akdeniz'de değil, Karadeniz, Hazar havzası, Süveyş ve Pasifik'e uzanan geniş coğrafyada deniz gücünü artıran bir aktör haline geldiğini belirterek, Doğu Akdeniz'deki hakların korunmasının Türkiye'nin bölgesel stratejisinin önemli unsurlarından biri olduğunu söyledi. Türkiye'nin Afrika'daki artan etkinliği ve deniz gücündeki gelişmeler de bu stratejik dönüşümün parçaları arasında değerlendiriliyor. Ankara, bölgedeki haklarını uluslararası anlaşmalardan doğan hukuk temelinde korumaya devam edeceğini belirtiyor.
MİÇOTAKİS'İN MEİS PROVOKASYONU VE DEĞİŞEN STRATEJİK DENKLEM
Gerilimin sürdüğü dönemde Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in Genelkurmay Başkanı ile birlikte Meis Adası'na gitmesi ve buradaki karakolları ziyaret ederek askerlerle görüntü vermesi de Ankara'nın tepkisini çeken gelişmeler arasında yer aldı.
Meis'ten verilen mesajlar, Türkiye açısından bölgedeki mevcut gerilimi artıran bir adım olarak değerlendiriliyor.
Türkiye ise Doğu Akdeniz'deki haklarını yalnızca diplomatik girişimlerle değil, bilimsel araştırmalar, NAVTEX ilanları, deniz mekânsal planlamaları, enerji filosu ve savunma kapasitesiyle destekliyor.
Ankara'nın temel yaklaşımı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hak ve çıkarlarının yok sayıldığı hiçbir bölgesel denklemin kalıcı olamayacağı yönünde. Atina'nın bölge ülkeleriyle geliştirdiği ittifaklarla Türkiye'yi dar bir deniz alanına hapsetme girişimlerine karşı Ankara, Türkiye-Libya deniz yetki alanı mutabakatı, yerli savunma sanayii kapasitesindeki artış ve çok yönlü diplomasiyle karşılık veriyor.
İlgili haber: Moskova ve Berlin Hattında Ukrayna Zirvesi
Türkiye'nin verdiği mesaj ise net: Komşuluk ilişkilerinin gerilim üzerinden değil, uluslararası hukuk ve diyalog temelinde yürütülmesi gerekiyor. Doğu Akdeniz'in kaynaklarının tek taraflı iddialarla değil, hakkaniyet temelinde paylaşılması ve Türkiye'nin kıyılarının tek taraflı haritalarla yok sayılmaması gerektiği vurgulanıyor.










Yorum Yap