10 Gün Arayla Benzer Görüntü: Birleşmiş Milletler ve TBMM'deki Salon Terki Gündemde

Türkiye Büyük Millet Meclisinin yeni yasama yılı açılışında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Genel Kurul hitabı öncesinde muhalefet kanadının salonu terk etmesi siyaset gündemine damga vurdu. Bu hareket, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda İsrail temsilcisinin sergilediği tutumla karşılaştırılarak eleştirilere neden oldu. Yaşanan gelişmeler siyasi kulislerde nezaket ve demokrasi kalitesi çerçevesinde tartışılıyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yeni yasama yılı açılışında tarihi anlar yaşanırken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Genel Kurul hitabı öncesinde muhalefet grubunun sergilediği tutum siyaset gündeminin üst sıralarına yerleşti. Cumhurbaşkanı Erdoğan salona girdiğinde ayağa kalkmayan ve konuşma başlamadan hemen önce salonu terk eden parti yönetiminin bu adımı, 10 gün önce Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda İsrail temsilcisinin gerçekleştirdiği salon terkini akıllara getirdi.
Siyasi kulisleri hareketlendiren bu tabloyu değerlendiren gazeteci Okan Müderrisoğlu, New York ve Ankara'da kısa süre arayla yaşanan iki olayı kıyasladı. Müderrisoğlu, "Benim için çok ilginç iki sahne var; birisi 22 Eylül 2026 Birleşmiş Milletler Genel Kurulu. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan kürsüye çıktığında salonu boşaltanlar—ki sınırlı, biraz sonra söyleyeceğim. 1 Ekim 2026; Sayın Cumhurbaşkanı konuşmak için kürsüye geldiğinde, eş zamanlı olarak salonu boşaltanlar ve Sayın Cumhurbaşkanı'nın da çıkışlarını sonuna kadar beklemiş olması." ifadelerini kullandı.
İlgili haber: İngiltere'de 16 yaş altına sosyal medya yasağı genişliyor: Bakan Nandy, daha sıkı internet denetiminin sinyalini verdi
Meclis'teki açılışta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın birlik ve beraberlik vurgusu yapan kapsayıcı bir konuşma gerçekleştirdiğine dikkat çekildi. Erdoğan'ın 'Türkiye Mutabakatı' çerçevesinde buluşma çağrısına karşın serglenen tutumun Meclis vakarına uymadığı belirtildi.
Sergilenen yaklaşımın siyasi nezaket ve demokrasi kalitesiyle bağdaşmadığını ifade eden Müderrisoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: "Elbette Sayın Cumhurbaşkanı konuşmadan hemen önce, gerek Genel Kurul salonuna girdiğinde ayağa kalkmayarak gerekse Sayın Cumhurbaşkanı'nın hitabı başlamadan hemen önce salonu boşaltarak 'yeni' partililerin sergilediği tavır; siyasetin nezaketine, demokrasinin kalitesine ve bizim arzu ettiğimiz Büyük Millet Meclisi tablosuna denk düşmedi."
Cumhurbaşkanlığı makamının devletin birliğini temsil ettiğini ve Anayasa gereği Meclis açılışında hitap etmesinin bir gelenek olduğunu vurgulayan Müderrisoğlu, makamın saygınlığını hedef alan adımların kamuoyunda olumsuz karşılık bulacağını belirtti. Müderrisoğlu sözlerini, "Tabii kişiler ve kurumlar yaptıklarıyla kendilerini bağlarlar. Elbette Türkiye Devleti'nin birliğini temsil eden Cumhurbaşkanlığı makamı her türlü saygıyı hak eder. Siyaseten Sayın Cumhurbaşkanı ve ekibiyle mücadele etmek ayrıdır. Anayasa gereği TBMM başkaca bir çağrıya gerek kalmaksızın 1 Ekim'de otomatik olarak toplanır ve gerek görürse Cumhurbaşkanları da bir açılış konuşmasıyla hem devlet politikasını hem de Meclis'e bakış açısını, beklentisini iç ve dış kamuoyuna mesaj şeklinde iletir. Bu hem anayasal bir hüküm hem bir gelenek iken, Sayın Cumhurbaşkanı'nın şahsıyla uğraşma adına Cumhurbaşkanlığı makamının değerini ve anlamını azaltmaya dönük bir hareketin içine girmek, aslında yapanların kendi değeri veya değersizliğiyle ilgili sonuçlar üretir" şeklinde sürdürdü.
İlgili haber: Bakan Ersoy duyurdu: Diyarbakır ve Bingöl'deki 6 asırlık mabet yeniden cemaatiyle buluşacak
Değerlendirmesinin sonunda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklamalarına da değinen Müderrisoğlu, yenilik iddiasında olan siyasi anlayışların eski zihniyet kalıplarıyla hareket ettiğinin bu olayla bir kez daha görüldüğünü dile getirdi.










Yorum Yap